Bir gün dışarıda kalabalık bir toplaşma planlamıştık. Telefonla aradı beni heyecanlı heyecanlı. Abi başıma çok kötü bir şey geldi, ben gelemiyorum, dedi. N'oldu, dedim. Anahtar kapının arkasında kaldı, dedi. Nasıl yani, dedim. Anahtar dışarda kaldı, çıkamıyorum, dedi. Bir an mal oldum. Hikaye aslında doğru gibi, ama tam da oturmuyor. Sen içeridesin ve anahtar kapının arkasında mı kaldı, dedim. Aynen öyle abi, dedi. Tamam haklısın kapının arkasında kalması bir sorun, ama sanki hikayede sen ve anahtarın yeri değişince, içeride olduğuna emin misin, dedim. Evet abi, dedi. Oğlum kapı kolunu indir çık o zaman, dedim. Bir anda kendine geldi. Aa doğru, sen ne muhterem bir adamsın, beni çilingir masrafından kurtardın, ık bık bir şeyler. Yalan dolan. Kafasında yazmış yine bir bahane, sonuna kadar inanmamızı bekliyor. Mert öyle, heyecanlı, gergin, değişik bir tip. Bir şeyden şikayetçiyse ya da bir şeyi istemiyorsa bunu asla yalın bir dille direk söyleyemez. Ben ne kadar rahat boklayabiliyorsa...