Ceren’le aşağıdaki konuşmadan bir iki gün kadar önce üstü
açılır bir araba görmüştük. Arabanın tavanındaki cam açılırsa tavanındaki radyo
anteninin kırılması gerkiyordu fakat. Çok acayip bir yere koymuşlar anteni.
Sonra aynı marka ve modelde araba aradık durduk hepsi mi böyle bunların diye.
Ceren internetten bulduğu görselleri paylaştı akşamına benle ve aşağıdaki
diyalog geçti aramızda.
-Efe: Anaaa. Anten yok. Demek onunki
sıkıntılıydı.
-Ceren: Ya da antene kadar açılmıyordur. Yani
bence...
-E: Bence hepsinde anten var. İlk açılmada kırılıyor. Bizim gördüğümüz daha
bir kere bile açmamış bence.
-C: Mantıklı. Belki antenler o şekilde
tasarlanmıştır, tam olarak oradan kırılınca çalışmaya başlıyorlardır. Koskoca
audi düşünmüştür herhalde.
- Olabilir. Kola kutusu gibi aynı. Kullanabilmen için kırman lazım.
Başarılı, sonuçta kokakola yaptiysa bir mantığı vardır. Koskoca kokakola yani.
- Ya da domuzcuk kumbara gibi. Bir şeylere
ulaşmak için başka bir şeylerden fedakarlık etmen lazım tavanın açılmasının
keyfinin karşılıgında müzik zevkinden vazgeçeceksin mesela.
- O domuz kumbaralardan Mudo’da görmüştüm
bir keresinde, 200 lira civari bir şeydi. Ama hacmi 200 tane 1 lira almaz. Hepsini
euroyla doldursan dahi içindekileri almak için kırdınmı zarardasın. Şaka gibi
bir şeydi.
- Pound koyarız. Mudo’da tatlı aksesuarlar
ve mobilyalar var, seviyorum. Ama pahalı gerçekten. Alırsak kırmadan çıkarırız
ya.
- Girdiği delikten tek tek çıkarmak çok
zor. İçerde bir şekilde eritip deliğinden akitip dişarda geri yapmak lazim. O
daha kolay. Evet öyle.
- O zaman direkt küçük altın atalım içine.
- Parayı eritince tekrar para şekli
veremeyiz. Altını eritelim her türlü satarız şekilsiz olsa da.
- Mantıklı. Aslında attıktan sonra çıkarma sorununu
çözmeye çalışacağımıza, atmadan önce halletsek ya. Bir şekilde paranın değerini
dışarıda bırakıp atsak kumbaraya mesela...
- Evet bir şekilde değerini ayırmak lazım.
- Ne bileyim bir liranın bir lirasını dışarıda
bir yerde tutalım, içine metal kısmını atarız. Kırmaya gerek kalmaz böylece içerdekilerle
bir şeyler alabilmek için. Değerleri nerede biriktirecez peki başka bir
kumbarada mı? Çok saçma olur. Dışarıda tutacaksak değerleri işe yaramayan
kısmını neden kumbaraya atıyoruz ki en başta zaten? Kumbara çok saçma. Evet,
mantıklı olsa ben kullanıyor olurdum zaten.
- Evet kumbara saçma. Değerleri bankaya
yatıralım. Ya da direkt altı tıpalı kumbara alalım ya da anahtarlı.
- Evet değerini bankaya yatırmak mantıklı.
Kumbaradaki metallerini de eritip satarız. 1 lirayı iki lira yaparız. Sonra
sattığımızda gelen paranın da değerini bankaya yatırıp onun da kumbaradaki
kısmını eritiriz. Ohhooo. Sonsuz paramız oldu.
- Mantıklı. Galiba şu an kapitalizmin ‘bug’ını
bulduk. Ama ben hala altın diyorum bak değer kaybetmez.
- Yastık altı yaparız onu bumbara işine girmeyelim olayı o onun. Yastık almak
lazım ona ama masraf çıkarma be. Kumbara bitiyor yastık başlıyor illa bi nesne
olmali galiba birikim yapabilmek için.
- Yastığı hep yanımızda taşıyamayız. Vardiyalı
uyuruz.
- Evet mantıklı. Vardiya benden başlasın o
zaman, ben yatıyorum iyi geceler.
- İyi geceler. Yıkıcaz bu düzeni rahat uyu.
-Yıkalım.
Yorumlar
Yorum Gönder