Hayatta bazı gerçekler var. Mahalle maçı gibi
mesela. Ya da mahalle maçında kazanılan kola gibi mesela. Hatta mahalle maçında
kazanılan kolayla hastanelik olmak gibi mesela. Geğirmek çok güzel bir şey.
Hele ki mahalle maçında kazanılan kolayla geğirmek apayrı bir duygu. Ama serum
kötü. Serum sevimsiz. O yüzden çok geğirmemek gerek. Çünkü çok geğirmek demek
serum demek. Sonra bir de bir süre kola yasak demek. O da bir sonraki galibiyet
kolasından vaz geçmek demek. Kazandın mı içeceğin kolayı düşünüp motive olamamak
demek. E kötü oynamak, haliyle kadrodan düşmek demek.
Futbolu bıraktıysam işte bu yüzden oldu. Bir
mahalle maçı sonrası içilen kolayla hastanelik olup kariyerimi bitirdim. Benim
sporcu sakatlığım da buymuş. Aldım verdimde alınan ilk insan rütbemden önce
yavaş yavaş sonunculuğa düştüm. Sonra sistemin en sona bırakılan, karşı tarafa
iteklenmeye çalışılan, kadro dolsun diye bulundurulan ve genelde pas atılmayan insanı
oldum. Derken bir daha hiç alınmadım kadroya. Gittikçe köreldim, yitti gitti.
Belki mükemmel de bir futbolcu olacaktım. Dünya
tanıyacaktı. Sırf o kola yüzünden. Pis kola. İşte boşuna demiyolar çocuklara
büyükler kola içme evladım çok zararlı diye. Kariyerimi bitirdi resmen. O
Kültür Sitesi maçı bitirdi beni. Hem kola hem Kültür Sitesi sorumludur bu
rezillikten. Şimdi kola da güzel bir şey yani tek başına ona yüklenmek de
istemiyorum. Kültür Sitesi’nin de payı var. Ayrıca zaten Kültür Sitesi’nin
çocukluğuma baya bir zararı dokunmuştur. Hatta o Kültür Sitesi’nden ne geldiyse
hep kötü geldi bile diyebilirim. Tasomuzu da çalan onlardı, aşkımı da. Neyse
şimdi oralara hiç girmeyelim karışık mevzular. Başka bir zaman anlatırım
onları.
Neyse sonra büyüdüm. Kocaman adam oldum. El
kadardım, boyum babamı geçti. Halısaha işletmeye başladım. Nasıl oturmuşsa
içime futbol. Küçük bir kafeterya da açtım halısahaya. Ama kola satmıyorum o
zamanlar. Katiyen, yok olmaz, yapamam, bu vebalin altına giremem kafasındayım. İşte
tam da bu yüzden yıllarca küçük işletme olarak kaldım. Kola şemsiyesi yok, kola
buzdolabı yok, kola dondurucusu yok, kola bardağı yok. Kola satmamak bir
işletme için ciddi bir kayıp görüyorsunuz ki. Sadece kola sattığı için işletme olabilen
yerler var. Sonra bu değişmeyen durum canımı sıkmaya başladı, yeter be ben de
büyücem dedim. Bir asilik yaptım gittim konuştum, satışa başladım.
Başlamaz olaydım Kültür Sitesi’nden bir çocuk
zehirlenmiş. Koladan. Hem de benim sattığım. Ortalık ayağa kalktı tabi. Beni de
bir telaş sardı. Hayır zaten ben bana gelen ürünü satıyorum ama bir yıldız daha
mı kaybettik kaygısı bendeki. Velisiyle geldiler. Veli diyor ki sen zehirledin
çocuğumu. Şöyle bir çocuğa baktım. Yav ben bunu hatırlıyorum ya. Kasayla kola
içmişti bu. Tosuncuk. Tamam ben biliyorum bu hikayeyi. Hep mahalle maçı işte bunlar.
Fakat anlatamıyorsun ki işte. Çocuk da tam bir gamsız. Velisi bana kola
yüzünden yüklenirken bile yandan dolaptaki kolaları kesiyor. Akıllanmamış hala.
Velisi sövdü saydı, sonra gittiler. Çocuk için, nasıl diyeyim, çok da
endişelenmedim. Zaten aldım verdimin sonuncusudur. Pek de bir şey değişmez
yani. İki güne kaldığı yerden hayatına devam eder. Ama Kültür Sitesi kaldığı
yerden devam etmedi. Sitece boykot ettiler. Yav koca koca adamlarsınız azcık
çocukla çocuk olsanıza. Haftanın 7 günününden 5’ini Kültür Sitesi kapatıyordu
halı sahada. Bitti. Battım. Yine bir kola, yine bir futbol ve yine lanet
olasıca Kültür Sitesi.
Kola zararlıdır. Futbolla birlikte
tüketilmemelidir. Kültür Sitesi’nden uzak durun. Bunlar da hayattaki
çıkarımlarım.
PS: Şu kız arkadaş mevzusunu da anlatayım yukarıda
bahsi geçmişti. Kültür Sitesi’nde çok sevdiğim bir kız vardı. Sonra taşındılar.
O kadar. Biraz kısa bir hikaye ama çok bozulmuştum. Kültür Sitesi işte, insanı
üzmekten başka bir şey değil.
Yorumlar
Yorum Gönder