Şimdi
de ritme uygun ellerini çırparak bana gülümsüyor. Birlikte eğlenebileceğimize
inanmış bir ifade var suratında. Yaptığının aynısını geri yaparak
savuşturuyorum. Bu sefer benden umudu kesmiş bir şekilde kafasını başka
eğlenmeyenlere döndürüp şansını denemeye devam ediyor. Birkaç denemeden sonra
kimseyi hareketlendiremeyince ayağa kalkıp insanları kollarından tutmaya ve
sahneye sürüklemeye çalışıyor. Bu baskıya dayanamıyorum.
Sahnede
aynı hareketleri yarım saattir tekrar ediyoruz. Yeni figürün eklenmediği bu
amatör yığında herkesin kendini güvende hissettiği temel bir hareketi var. En köklüsü de benim. Eğlenmeyenler olarak sahneye
kaldırılmadan önce edindiğimiz gülümse ve alkış tut tiyosuna sıkı sıkıya
bağlıyım. Suratımda hakkını veremeyen bir gülücükle hakkını veremeyen bir dans
tutturmuş içten içe hakkını veremeyen bir ıstırap çekiyorum. Herkesi ayağa
kaldıran yegane kişinin her yeltenmemde tutup piste geri çekmesinden de bu
geceyi böyle kapayacağım gibi duruyor.
Sahte
gülüşlere sahte karşılıklar vermekten artık çenem ağrımaya başladığında
imdadıma kalabalığın ortasına yeni parçayla birlikte dalan bir genç yetişiyor. Herkesi
eğlendirmeye niyetli abinin dikkatini sisteme yeni dahil olan figürlere
vermesiyle tüm eğlenmeyenler olarak masamıza geri dönüyoruz. Kalabalığı
coşturan çocuğun etrafında halka olan topluluktan zaman zaman halkanın içine
dahil olmaya çalışan özgüven patlamalarını ve akabinde gelen hüsranları
seyrediyoruz. ‘Ben de dans ediyorum’larla kendini paralayan fakat ne yapsa o halka
içindeki profesyonellikten nemalanamayanlar birer birer sistemden elenip,
ayıplanıp masalara geri dönüyorlar. Hissediyorum, gecenin sonundaki rezillik
güvenlikten geçip sahneye doğru yavaş adımlarla ilerliyor.
Dansın
son bulmasıyla dikkati tekrar masadaki bize yönelen misyonere tuvalete
gideceğimi bildirip alttan alta bu sefer ben yokum diyorum. Alkolden dehidre
olmuş idrarların tiz çığlıklarına bürünmüş ters asılı R. Mutt’lar çiş sonrası
açık havaya yöneltiyor beni. İşte orada, dışarda sigara içerken görüyorum onu. Coşkunun
üzerine hüzün soloları atan Fons Fortaleza hayatıma Hayedeh Deleh Divuneh umudu
yayılıyor bir anda. Kafamdaki Hashima yalnızlığının dorik düzeni iyoniğe bırakıyor
yerini ve allak bullak oluyorum.
Yine
kaçtım. Şu çocuksu utangaçtan kurtulamadım yıllardır. İçeride tekrar tebessümlü
alkışlarla acı çekiyorum. Bu sefer durum alkolün etkisiyle daha da kötü
üstelik. Eşlik edilebilen parçaların çalınmaya başlamasıyla yorulan bedenler
artık oturdukları yerlerden kendilerinin ne kadar mükemmel olduğunu göstermeye
çabalıyor. Sırf ‘bakın sözleri biliyorum’ yaklaşımıyla vokale erken girenlerden
canlı bir eko, bir toz duman hali, bir gürültü hakim içeriye. Yarın ‘dün akşam
bir eğlenmişiz bir eğlenmişiz’lerin günü olacak.
Gecenin
sonundaki rezillik masamıza misyonerimizin kusmasıyla buyur ediliyor. Yayılan
meyveli kokteyl kokusundan olsa gerek durumdan rahatsız olan yok. Alkol tercihi
rezilliğini affedilebilir hale getirmiş misyonerimizin. Kendisini bu düşünceli
yaklaşımından dolayı kutluyoruz. Hemen akabinde masanın üzerinde dans halkasındaki
yenilgiyi içine sindiremeyip kendisini kanıtlamaya kararlılarla gösterimize
devam ediyoruz. Dans edenlerin ezdiği masadaki yiyecekler ise yiyecek savaşına
adeta bir davetiye. Birbirini gözüne kestirmiş çiftlerin artık iyice belli
olduğu bu şakalaşma tadındaki kur savaşı gitmem gerektiğinin bir habercisi.
Kasaya
doğru yöneliyorum. İşte orada. Tekrar heyecanlanıyorum. Mutsuz duruyor. Bir
şeyler yapmam lazımmış gibi hissediyorum. Belki küçücük bir hareketle artık
mutlu olabilirim diyorum. Göz göze geliyoruz. Panikle gülümseyip ritme uygun el
çırpıyorum. Gözlerini deviriyor. Bir anlık parlayan özgüvenim gecenin bıraktığı
bilinçaltıyla Gudiol’ün kendi tuvaline saklanmaya çalışan bedenlerine dönüyor.
Utanıyorum.
Bazen
sadece olmaz.
Yorumlar
Yorum Gönder