İnsanlar ve diş macunları aynı şekilde taşınır.
Asıl olan diş macunudur. Ama önce tüpe koyulur, etrafına bir karton geçirilir.
Sonra bütün bu kartonlu diş macunları alınır kocaman bir koliye dizilir. Bunlar
marketlere taşınır, oralarda açılır ve raflara yerleştirilir. Evde diş macunun
kendisine ulaşmak, onu işlevsel kılmak için ise kartonunu çıkarmak ve tüpü
sıkmak zorundasınızdır. Asıl olan aynı zamanda insandır. Ama önce edep sonra
soğuk için giyinir insan. Sonra bu giyinmiş paketli bedenler kocaman
otobüslerle yan yana taşınırlar. Vardıkları yerlerde ise sevişmek için geri
soyunmaları gerekmektedir.
Esteban Diacono akışkanlığında vücutlar
dolanmalıydı etrafta, ama bir noktada medeniyet yanlış gelişti. Bilginin bağımsız
bireyleri cehaletin yığınlarına yenik düştü. Artık ayakların çöp yığınlarının
kaidesi olmanın ötesinde vasfının kalmadığı bir dünyamız var. Yetmezmiş gibi
bir de şarap lekelerini temizlememizi öneriyor reklamlar, çikolatanın kilo
yaptığını söylüyor diyetisyenler. İnsanlığın elinde kalan son mutluluklar da
alınmaya çalışılıyor. İnanmayın. Çünkü şarap leke yapmaz, çikolata kilo asla
aldırmaz. İnsanlar söyler. Dünyada ne ararsanız onu bulursunuz. En güzel
skaların ve fadoların aynı olaylar için derlendiği, iki tarafın aynı tanrı
adına savaştığı, çok tonlu geçişlerinde uzaktan sanki çizgisi belirsizmiş gibi
duran bir dünyada yaşıyoruz. Evet bu ikilemlerde bir tarafın diğerinden daha
kolay ulaşılır olduğu doğru. Kimse aksini iddia edemez, La Ciotat treni dünyaya
çarptı bir kere. Fakat kolay elde edilir diye mutsuzluğu mu tercih etmeliyiz.
Belki de etmeliyiz. Böyle konuştuğuma bakmayın aslında
hayatını en göze batmadan yaşayanlardanım. Açıklama yapmak ile edinebileceğim
küçük haklılıklar her zaman üşengeçliğim karşısında yenik düşer ve sürekli
onaylayarak nabzımı minimumda tutarım. Bu pasif duruşum da genelde bireylerin
haklılık duygularına oynar. Haliyle kısa süreli münasebetlerde her türden
insanla iyi anlaşırım. Fakat samimiyet ilerledikçe diğer sohbetlerdeki karşı
duruşlara da onayımı görenler genelde benden uzaklaşır. Uzaklaşmadan önce de
bilinçlerinde küçük siyah noktalar belirir ‘ben’le ilişkili. Örneğin ben hep saçma
olanımdır, orta yolcuyumdur, ne dediği belirsiz ve fikri olmayanımdır.
Çoğunlukla ‘dün de ona buna şunu bunu demiş’imdir. Ama aslında ne biliyor
musunuz? Ben sizin her daim gıybetlerinizi süsleyecek olanım. Bensiz hayat
sizin için çok sıkıcı. Ben gidersem duygularınız da gider. Kendinize gelin. Ben
tezatlıkların en büyük dramlarla buluştuğu çizgiyi kurşun kalem arkasındaki
dandik silgilerle silip blurlaştıranım. Yaratmak için bana muhtaçsınız.
Dünyanın çelişkisi bitmez. İyi ki de bitmez. Dünün
milongası gelsin hepimize.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil