Bulamadım lanet arabayı. Şu avm kapalı
otoparklarını bir çözemiyorum zaten. Üstelik bu sefer arabanın P3’te olduğunu
da biliyorum. Ama otopark nasıl oluyorsa K’de bitiyor. Acaba yanlış mı
hatırlıyorum diye seri anahtar basışlarıyla yanan dörtlü avına çıktım. Kucağımda
yeni aldığım kocaman mikrodalga fırın, kan ter içinde bir sağa bir sola yürüyorum.
Yok, çıkmıyor. Götürmüşler arabayı. Sonra Uğur’u aramak geldi aklıma. Avm’ye
birlikte gelmiştik, o erken ayrıldı. Kaybolma ve kaybetme hikayelerimi de
bildiğinden ‘abi bak unutma P3’ diye o soktu kafama, zaten yoksa imkansız. Otoparkta
çekmiyor tabi telefon. Çıktım yukarı, Uğur açmadı, indim otoparka biraz daha
aradım, Uğur mesaj attı, çıktım yukarı Uğur’un şarjı bitti, indim aşağıya biraz
daha aradım, Uğur Deniz’den mesaj attı, çıktım yukarı ve nihayet konuştuk. Tüm
bu git-gellerde mikrodalga fırın da benimleydi. Yamuldum. Sanırım belime küçük
bir de fıtık ekledim. Ağrıdan zar zor yürür hale geldim, ama arabanın
arkasındaki gizem beni içten içe heyecanlandırıyor, duramam.
Yahu diyorum P3’e koydum arabayı. Ben bilmem bak oradan
işte diyor. Baktım yok işte diyorum. Yine ben bilmem diyor. Otoparkın
girişindeki görevli daha birkaç saat önce sorumlusu olduğu otoparktan K’dan
sonrasının kaçırıldığından bir haber. Bir süre yüklendim abiye, sonra çok
sıkıldı, dedi bilmemnerede bir oda var orada bütün buraların kameraları var,
git oradan bak, arabanı bulursun. Oh be sonunda. Dedim bir de şu koynumdakini
sizin şuraya bıraksam da taşımasam yukarıya aşağıya, yok alamam ben onu dedi.
Az önce bir taviz verdi ya, ikincisi fazla diyor şimdi. Gider gibi yapıp abi
arkasını döndüğü anda bıraktım kaçtım.
Oda mükemmel. Bir sürü ekranda her yer. Tam benim
için. Eve, işe, spor salonuna… Her yere böyle bir oda lazım. Bazı günlerim aramakla
geçiyor. Olsa böyle odam her sene iki haftamı kurtarırım. Net. Sonra tatile
basarım hepsini. Oh mis.
Tam kameralara bakıyorken abilerin hepsi bir anda
toplandı gitti. Yahu nereye. Bilgi veren de yok. Bok gibi kaldım odada. E dedim
arabayı bulayım da madem ben de çekip gideyim. Ekranlara bakarken bir kamera
dikkatimi çekti. Baya insan toplanmış. Dedim bu ne. O an aklıma geldi.
Mikrodalga. Koştura koştura indim aşağıya. Televizyonlardaki gibi fünyeyle
patlatacaklar diye çok korkuyorum. Bebişime bir şey yapmayın. Tam elimde fatura
geldim güruhun arasına daldım, mikrocuğuma doğru koşuyorum. Uyumuşum. Limon
bahçelerinde tokatlar yerken uyandım. Şüpheli pakete doğru koşuyordu diye
indirmiş güvenlik abi enseme bir tane. Ayıltacağız diye de nasıl kolonya bastılarsa
üzerimde bir akşamdan kalmalık. Elim ayağım tutmuyor. Bayıldıktan sonra yerde
elimdeki faturayı görmüşler de neyse ki bir şey yapmamışlar bebişime.
Bu arada araba da meğer başka otoparktaymış. İrili ufaklı bir
sürü otopark varmış o avm’de. Döndüm eve nihayet. Mikrodalgada dünden kalan
pizzam, sarhoşluğum geçsin diye bekliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder