İlk defa görünmez olduğumda yedi yaşındaydım.
Yaşadığımız yerde yeni yeni popüler olmaya başlamış AVM kültürüne sadece hava
limanlarında gördüğümüz fotoselli musluklar adapte edilmeye çalışılıyordu.
Arada bozulan fotoseller keyif kaçırsa da musluklarla gelen hijyen farkındalığı
çıkarken kapıyı elini kuruladığı peçeteyle açan bireyler oluşturmaya başlamıştı
bile.
Pelin ve ailelerimizle filme gelmiştik. O zamanlar
hala daha filme geç girmek ayıp kabul ediliyordu ve evden çıkmadan yapmayı
unuttuğum çişim şimdi babamda telaşa sebebiyet vermişti. Alelacele tuvalete
girdim. Normalde hiç yapmadığım şekilde çıkarken elimi yıkayası oldum. Musluğa
yanaştım, elimi uzattım. Akan giden yok. Diğerine geçtim. Aynı. Sonra tam
diğerini denerken abinin biri hiç tınmadan çarptı geçti. Fotoseller ve abiler
beni görmüyordu. Acaba dedim. Zaten daha bir hafta öncesi belki spiderman
olurum diye kolumda örümcek yürütmüştüm. Görünmez olduğuma inanmamak için
hiçbir sebebim yoktu. Yanımdaki amcaya beni görebiliyor musun, diye sordum. Hayır,
dedi. Demek ki örümcek kimine ağ attırıyor, kimini görünmez yapıyordu. Amcanın
o kapkara, kocaman gözlüklerinden şüphelenmeliydim, ama yapmadım. İnanmıştım.
Dışarı çıktım. Sessizce Pelin’e arkasından yaklaşıp saçını çektim ve hiçbir
yere kıpırdamadım. Görünmezlik tamam ama onunla ne yapabileceğim konusu kafamda
çok kısırdı. Pelin arkasını döndü. Gözlerini bana odakladı, sonra yapıştırdı
tokadı.
Şimdi, son görüşmemizin ardından 15 yıl sonra,
D&R’da gerçekten görünmezi oynuyordum. Beni fark ettiğinden eminim. Uzaktan
bana baktığını ve bir anda bakışlarını kaçırdığını gördüm. Ama bir sebepten
selam vermemeyi tercih etti. Kalp atışlarım hızlanmaya başlamıştı. Normalde
usulca uzaklaşırdım. Ama yapamadım. Kafamı öne eğdim. Ellerim terliyordu. Bulunduğum
yerde yalandan bir şeyler ararmış gibi yapmaya devam ederken yanına gitmekle
gitmemek arasındaki gerginliği çözmeye çalışıyordum.
Lise yıllarında çocukluğumuzun birlikte
geçmesinden gelen samimiyete de güvenerek tavlamaya çalışmıştım Pelin’i. Ama
hiçbir zaman Bora, Arda ve benzerlerinin kendisinde bıraktığı acıları kompanse
eden dost etiketinden kurtulamadım. Pelin çok popülerdi, ben de bir o kadar
siliktim. Ama aslında Pelin’in de bana aşık olduğu fikri çoğu platonik sevgideki
gibi bende de vardı.
Kafamı tekrar kaldırdım. Karikatür dergileri
bölümündeyken yakalamıştı gözlerim Pelin’i, hala aynı yerdeydi. Bir şeyler
arıyor gibiydi. Üstelik Pelin en son hatırladığım kadarıyla karikatür de
sevmezdi. Onun da benimle aynı çıkmazda olduğunu düşündüm. Bu kadar zaman
hareketsiz kalmasının bir sebebi olmalıydı. Aklım ister istemez ‘o da beni
seviyor’a geri dönüyordu.
Tedirgin adımlarla hareket etmeye başladım. Bir an
arkasını dönse saklanacak yer arardım. Sessizce arkasından yaklaştım. Hafifçe
saçını çektim. Yavaşça arkasına döndü. Kafası yana eğik suratında kocaman bir
gülücükle sımsıkı sarıldı bu sefer.
Çok mutluyum.
Yorumlar
Yorum Gönder