Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Metro Hikayeleri

Bu yazı son İstanbul seyahatimde, toplu taşımada çürüttüğüm saatlerimde çıkan ve instagram sayfamda daha önceden yayınladığım kısa hikayelerin derlemesidir. 1 Uzun zamandır kendimi bir konuda bu kadar başarılı hissettiğim olmamıştı. Kırılmış ve kalkmış, her an her yere takılma potansiyeli olan tırnak kenarımı yiyerek mükemmel bir düzlüğe kavuşturmuştum. 500T hattı kurtulmama asla imkan tanımadan yarattığı bolca işlevsiz zamanla tırnağım üzerinde özenle çalışmama olanak tanıdı. Adeta aynisinin kısası gibi oldu tırnağım. Diğer elimin baş parmağını son bir kez kırık tırnağımın üzerinden geçirerek fazlalık bir yer var mi diye kontrol ettim. Pürüzsüzdü. Tırnak makası olsa anca bu kadar olur diye geçirdim içimden. Hayattaki başarılarım listesine girer bu dedim. Sonra peşi sıra gelen bir dizi ani frenin ardından bileğimden elime, oradan da kırık tırnağımın olduğu parmağıma uzanan bir gerginlik hissettim. Takip ettiğim gerginliğin ucunda sentetik tişörtümden çıkmış bir ip vardı. Mükemm...

Kaza

Jonathan Schipper’ın arabasındaydık. Direksiyonda o vardı. Çarptığımızın farkındaydı ama gaza basmaya devam ediyordu. Zaten uzun zamandır ilişkimiz Daero Fo asaletindeydi. İnsanlara biçimsel mükemmeliyetler versek de iç dinamiklerimizi çözemiyorduk. Nihayet zamanı gelmişti. Yapılabilecek en yavaş kazayı yapmaya başladık. Yüzleşmenin her anını tane tane ve sindirerek istiyordu. Bu sefer çarpıyoruz dediğimde görmemişim yerine farkındayım demişti. Talebine itirazım olmadı. Tüm yıkımı sonuna kadar görmek istiyordum. İnmedim. İnmedik. Bu enkazı sakince oluşturacaktık. Gitme, dedim. Konumuz bu değil, dedi. Olsun, sen yine de gitme, dedim. Gitmeyeceğimi biliyorsun, dedi. Varlığını kavgalarda karşı tarafın verdiği cevap üzerinden tanımayan biri değildim. Ama o öyleydi. Sessiz kaldığım her an kendisini daha fazla oluşturamadı, sonra giderek yükseldi. Bir kaçıngan bağlanmanın yıkılışını seyrediyordum ve gerçekten çok gürültülü oluyordu. Normalde gözlerini uzaklara odakladığı küçük esler verird...