Başlamadan önce şunlara bir bakabilirsiniz.
George Dalaras - Latin albümü (şuradan).
Çok küçükken ailelerimizin tanıştığı bir bebeklik arkadaşımın evinde rastgele
çalarken denk gelmiştim ilk defa. Zamanında babası annesine hediye olarak almış
bu albümü. O zamanlardan beri çok severim.
Yanni - Love is All - Taj Mahal konseri (şuradan). Bu konser çok
iyi. Birkaç ünlü konserden biri aklımdaki.
Chris de Burgh – Traveller (şuradan).
Bir zamanlar, ben çocukken, kablolu tv'de cnn ve bbc international tuhaf bir
şekilde izleniyordu. Hiç anlamadığım dillerde yeniden yaratılan bahçeleri veya
yemeklere kalkan domates ve biberleri saatlerce izlerdim. İşte o kanallardan
birinde denk gelmiştim bu parçaya.
İşte başlıyoruz.
Allah belanı versin Chris de Burgh. Paran
mı bitti abi? Stüdyo saatin mi doldu? Kaydedecek bant mı kalmadı? Ne kesiyorsun
adamları, bırak takılsınlar işte. Zaten sen değil, asıl onlar. Sende bir cacık
yok. Sen la minör şarkıcısısın. Tek avantajın herkesin gitara erişemediği
dönemde acık para biriktirip gitar almış olman. Sen bok gibi top oynayıp da
sadece maça top getirdiği için dahil edilensin. Akdeniz akşamları klişesini
bizzat oluşturup döneminde popi kasansın. Sinsi seni. Çekememek mi bu şimdi,
sonunda kesmek adamları? Baltalamak mı? Hem ekmeğini yiyim hem de benim de
önüme geçmesinler mi? Sen emek hırsızısın Chris de Burgh. Her seferinde sonunda
fade out başladığında volümü arttırarak birkaç saniye daha kazanmaya
çalışıyorum senin yüzünden.
Traveller’ın sonunu devam ettirecek
sanatçılar arıyorum. Eminim ki böyle bir ihtiyaç zaten vardır. Belki kimse dile
getirmemiştir. Ama zaman bu zaman. Gelin şunun devamını yazalım. Chris’i de
başından atalım gitsin. Piss…
Senden az önce tüm söylediklerim için özür
diliyorum Chris’çiğim. Bunu görüp de avukatlarına dava açtırırsan beni bir
lokmada yerler. Etim ne budum ne benim. Bakma sen bana Chris, ben konuşurum
öyle. Önemseme beni. Zaten sen önemsemezsin de belki avukatlarının
avukatlarının avukatları… Ne bileyim arada bir ispiyoncu Türkçe bilen çıkar.
Yetiştiriverir. İşte onları uyar Chris, boşversinler, bıraksınlar beni. Önce
bana yazsınlar, zaten ben hemen yayından kaldırırım, merak etme.
Ama böyle bir yere varamayız. Bekleyin
daha da yükseliyorum.
Sıra sana geldi Vann Johnson. Yahu bir
insan ‘love is all’ gibi bir şey yapar da sonra o tırto albümü nasıl çıkarır.
Önce albümü mü çıkardın yoksa ya? Yok değilmiş. Yani sen git mükemmel bir vokal
düzenlemesini yardır götür. Gerçekten ağzınla solo at. Sonra… Of… Hayır bir de
neden başka işlerin yok. Bir ömür ne yaptın (buralar hep cahillik, halbuki aç
bak biyografiye). Baktım. Onla bunla bir iki çalışmışsın, işte bir tane de o
leş albümün var. IMDB’de de 3 filmde künyelenmişsin, üçünün toplamı 10 etmiyor.
Belli ki soundtrackları bedavaya getiririz diye kadroya eklemişler seni. Biri
film değilmiş pardon, 2 filmin varmış. Sen de galiba sadece Yanni’ye denk
gelmişsin hayatının bir noktasında. Tek olayın o. Yani resmen mahrum ettin bizi
kendinden. 2017’de de kanserden ölmüşsün. Az kaldı tavlada 5-0 yenilecekmişsin,
neyse ki bir love is all yapmışsın da 5-1 yenilmişsin. Rabbiş sana iyi baksın.
Bol bol dinlesin. Burada yapamadıklarını orada yap. Pratiğini aksatma. Biz
gelince bize de söylersin. Az öteki tarafta daha 3-0 öndeyken ölen Amy
Şarapevi’nden örnek al da nasıl projelendirilir, pazarlanılır öğren. Edison
gibi göçtün gittin, yazık ettin kendine be Vann.
Ve ıskalayanlarda bugün. George Dalaras.
Sana önerim George’cim, şu popu ve rembeti bırak artık. Bak zamanında ne güzel
Latin albümü yapmışsın. Dön o ekibe. Gerçi 87’de yapmışsın albümü. Kim bilir
kaçı hayattadır ki onların şimdi. Olsun gerekirse kaz mezarları, bir şekilde
ikna et, dönsünler hayata. Çıkarın birkaç albüm daha, sonra nereye istiyorlarsa
ölürler. Bu arada afedersin de galiba her gün yeni bir şarkı tadında geçiyor
senin için hayat. Bu ne milyonlarca albüm. Latin’e aşağıya ine ine erişemedim,
aratmak zorunda kaldım. Ne yaptığını sanıyorsun sen, sene aksatmadan her yıl
iki albüm mü çıkarılırmış. Kaliten tabi düşer George böyle.
Geçen hafta, Spotify’ın olmadığı
zamanlardan kalma orta okul, lise döneminde dinlediğim parçaların olduğu
klasörü buldum. Şöyle gerine gerine hayatta 4-0 geride takılandan, birkaç
yorum. Ama talep edersen hemen sırtıma dövmeni yaptırabilirim Vann'ciğim, veya
imza günlerinde sesim kısılana kadar bağırabilirim George'çuğum. Yani aklınızda
bulunsun. Seviyorum sizleri keratalar.
Sıra size de gelecek tüm known ve unknown
artizler. Nasibini almayam kalmayacak, açılın bakayım şöyle.
Fark etmişsinizdir, sözde soruların sonuna
soru işareti koymadım. Türkçe artık bundan vaz geçmeli. Türkçe'nin kanayan
yarası, kanseri bu olay. Sonra bir şey var sanıyorsun, mavra çıkıyor. Yalan
dolansa bas noktayı geç kardeşim. Nasıl şapkalı a’dan vaz geçtiysek, artık bunu
da bırakmalıyız. Sonra sıra şapkalı g ve çengelli c ve s’lere gelecek.
Yorumlar
Yorum Gönder