I
Bazen yazmak için oturuyorum ve aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sonra hazır kafam boşken bir uyuyayım bari diyorum. Ama yatağa uzandığımda bu sefer de aksi gibi aklıma bir anda gelen bir sürü şeyden vakit bulup uyuyamıyorum. Bir çoğu yazmaya değer olmayan kısa örüntüler olduğundan geri kalkmak da anlamsız geliyor. Bari diyorum şunları bir sıralamaya sokup en azından bir bütünlük kazandırayım da sonra kalkar temize çekerim. Sonra kafamda tam bazı şeyler oluveriyorken, ben yok oluveriyorum. Bir anda düşüncelerim evirilip bir rüyaya oradan da yoğunlaşıp minik bir çapağa dönüşüyor. Yani sanırım. Sabah kalktığımda annemin bugün iyi uyudun mu, rüya ne gördün sorusuna, görmedim diyebiliyorum. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Ne ara rüyaya daldım, ne ara unuttum anlamıyorum. Uykuya dalmadan hemen önceki düşüncelerim dahil her şey yok oluyor. Galiba hepsini sabah çişiyle atıyorum. Ben öyle düşünüyorum.
Rüyalarımızda o gün yaşadıklarımızın %80'ini tekrar ediyormuşuz. Bu tekrar hafızamıza işlemesine yardımcı oluyormuş. Yani muhtemelen doğru düzgün günlük tekrarınızı yapmadığınız için bir daha hiç hatırlayamayacağınız bir %20 var. Bu yüzden gün içerisinde en azından bir %20 çer çöp şeylerle vakit geçirmeye bakın ki kıymetli şeyleriniz silinmesin. Aklınıza sildiğinde üzülmeyeceğiniz boş yaşanmışlıklar verin. İşte tam bu sebeple her gün en az bir saat boş duvar izlemeye özen gösteririm. Önemli hatıralarım kaybolsun istemiyorum. Fakat ilginçtir geçen gün rüyamda duvar gördüm. Bunun buralara gelmemesi lazımdı diye düşünürken üzerindeki pütürcükler dikkatimi çekti. Sonra bir baktım ki duvarın üzerinde küçük duvarcıklar var. Ve onların üzeri de pütürcüklü. Muhtemelen o minik duvarcıkların da üzerinde başka daha minik duvarcıklar var. Onları da görmek için iyice yaklaştım, ama inanılmaz küçükler. Gözümü kısıp dibine kadar girdim. Sonra bir anda içine düşüverdim. Her tarafım duvar oldu. Kocaman bir duvar evreni.. Sonra bir anda uyandım. Şaşkınlıkla doğruldum ve rüyamda duvar görerek hangi anımı elediğimi düşünmeye başladım. Yemek yerken düşündüm, araba kullanırken düşündüm, pinpon oynarken bile düşündüm. Yine de bulamadım.
Bir zaman sonra fark ettim ki tüm düşüncelerim kaybettiğimi bulmak uğruna yitmiş gitmiş. Hatırlamaya çalışmaktan yeni hikayeler edinemiyorum. Üstelik günlük tekrarlarımı düzgün yapamadığımdan artık var olanlar da gidiyor. Yetmezmiş gibi bu sefer duvar da yok. Tüm duyularımı kaybedip kaskatı bekliyorum. Geri gelmesi lazım. Ne varsa geri gelmeli. Bir kısmı sifonla artık gitti de belki çapakları yerden toplayabilirim.
II
Altı tanesini buldum. Sanırım geri kalanlarını elektrik süpürgesiyle geçen pazar gelen abla temizlemiş. Neyse ki çarşaflar bu arada değişmemiş de sabahları ilk düşenler yastığımın yanından çıktı. İki tanesi tamamen gürültü. İçinden bir şey çıkmadı. Biri ilkokuldaki mavi ışıklı dijital saatimle ilgili, biri pastel renkler, biri sandalye, masa ve bilgisayardan oluşan dev İsviçre çakıları ve sonuncusu da kadınlarla ilgili. Sonuncusu biraz erotik. Onu evde kimse yokken kullanıyorum. Elimde toplamda 4 rüya var, 4 farklı konuda. Sadece 4. Üstelik bunların da sadece 2'si işlevsel. Yine de hepsini ayrı ayrı çıtçıtlı poşetlere koyup üzerlerine içeriklerini yazdım. Bunları da kaybedemem, zaten çok azlar. Hayat biraz zorlaştı. Bu kadar kısıtlı düşünceler harikalar yaratamıyor tabi, ama öldürmüyor da. Sorunsuzca bakkala gidip bir şeyler alabilirsiniz örneğin. Bakkal tam siz alışverişinizi yaparken gel tavla atalım derse onu bile atabilirsiniz. Hatta ve hatta, olmaz ya, bakkalınız siz tavla atarken birkaç pis erotik şaka yapmaya başlarsa onu bile kurtarırsınız. Ama siz bakkalla kapının önünde tavla atıyorken bakkala Zizek girse konuşturmaz. Gerçi belki onlarca çapağınız olsa da konuşamazsınız. Zaten belki tercih etmezsiniz. Burnundaki bitmez sümüğüyle dertli bir berduş da sanabilirsiniz. Ya da belki Zizek gelmez bile, bakkalın iki üst katından aşağıya sepet de sallayabilir.
Yeni çapak ve çişler için 2 çapaktan üretime tekrar geçtim. Fakat çok zor oluyor. Yeni şeyleri tetiklemesi için çok kısıtlı bir yelpazem var, çok yavaş genişliyorum. Ama artık bu sefer temkinliyim. Bir kez daha her şeyi kaybetmeyi göze alamam. Her sabah kalktığımda çapaklar poşete, çişler ayrı ayrı kavanozlara.. Her birinin üzerine de içerikleri. Annem rüyanda ne gördün diye sorduğunda tek tek anlatıyorum artık. O da iştahlı iştahlı tabirlerle çıldırıyor.
III
Yanlış, net yanlış. Hiçbir rüya tabiri tutmuyor. Başlarda diyordum ki hadi konular kısıtlı, belki bu konularda saçmalıyordur, ama konular arttıkça.. Bir tanesi bile mi tutmaz. En son yeter dedim. Annem nereden bakıyorsa bu tabirlere tüm hepsine tek tek yazdım "Tabirleriniz tamamen hatalı, düzeltmenize yardımcı olabilirim". Başta hiç iplemediler, belki iki üçünden geldi cevap. Ama sonra elimdeki külliyatı öğrenince hepsi birden üşüşüverdi.
Yeni bir model geliştiriyorlar şimdi. Tüm çapak ve çişlerimi düzenli olarak alıyorlar. Haftada bir de gelip yaşadıklarımı dinliyorlar. Yapay zeka eğiteceklermiş. Daha yaşanılası bir dünya için çalışmaya başladım diyeyim.
Yorumlar
Yorum Gönder