Ana içeriğe atla

Puantiyeli Liste

Sehpanın üzerinde bırakmış. Zaten evinde bakılacak pek bir şey yok, hırsız girse tadı kaçar. Dikkatimi çekti, tek yaprak, puantiyeli liste. Yazanlar, anne, Cemre, kalemler, rüya.. Ve uzayıp gidiyor. Bir anda içeri girdi. Bunlar ne dedim. Dertlerim dedi. Sorunlarımızı dile getirirken seçtiğimiz biçim büyüklüklerine ilişkin bilgi verir. Listeye varmış dertler çok tehlikelidir. Paragraf dertlerin tanımları net, sebebi ve çözümü belli olur. Ki paragraf olabilmiş zaten. Ayrıca muhtemelen sayıca da az olurlar, her birine yeterli açıklamayı yapacak kadar zamanı sıkılmadan ayırabilmişsiniz. Dertler listeye vardıysa çoğunlukla net bir tanımdan uzak, sayıca fazla, çözümleri soyuttur. Liste dertlerden korkun. Hele ki tek kelimeye kadar inmiş liste dertlerden kaçın. Festivalleri düşünün örneğin. Bilmem ne yöresi gençlik festivali vardır mesela, Fanta Fest var ya da, ya da Rock'n Coke. Festival iyileştikçe adında festival kısalarak yok oluyor, ne olduğunu tanımlayacak eke bir noktadan sonra gerek kalmıyor, markalaşıyor, zaten herkes ne olduğunu biliyor. Dertler de öyle. Kısaldıkça anlayın ki o dert artık dert gibi dert, daha konusu açılmadan kokusu gelir burnunuza. Her şeyin ötesinde zaten kısalıp soyutlaşan herhangi bir şeyden korkun. Nereye çıkacağı belli değil. Siz pembe görürsünüz ama anlatılan katran çıkar. Şarkı dertleri kadar olsun dertleriniz. Basit net, en kötü yazın sonunda bitecek. Söyleye söyleye kurtulursunuz.

Rüya görmezdim, dedi. Şimdi her gün geçmişten bir olayı görüyorum. Yıllardır görüşmediğim insanlara ilişkin anılarım bir bir geri geliyor. İnsan ölürken hayatı film şeridi gibi gözünün önünden geçer derler ya, böyle bir şey mi acaba, her gece, tek tek. Yavaş yavaş ölüyor muyum.  Bir gün anılarım bitecek ve artık tamamen ölecek miyim. Kaç haftadır her gün kendimi dışarı atıyorum. Rüyada gördüklerimden daha fazlasını her gün yaşamam lazım gibi hissediyorum. Bu erken yaşımda ölemem. Ama yoruldum. Birkaç gündür hiç dışarı çıkasım yok. Bugün de uyumayacağım.

Mutsuzluktan kendisini sözde eğlence hayatında harap edenleri tanırım. Ama tedavi edemem. Bazen dert dinlemek gibi görevlerimiz olur. Sessizce geçmesini beklerim, pek görev insanı değilim. Bir sürü şey anlattı. Birçoğu havada asılı. Ama yani böyle olmaz. Bu zamana kadar en azından birkaçını zamanında paragrafa çevirip tüketmeliydin. Kazık kadar insansın, biraz düşün dertlerin üzerine arada. Elinden tutup hadi şimdi dertlerini temize çekelim mi diyeceğim. Kim sana çare olur şimdi, git ağaç kovuklarına anlat derdini. Bu kadar bekler mi bir dert. Mesela ben her Pazar mutlaka, akşam saat 11 gibi 1 derdimi paragrafa dökmeye çalışırım.

Bir noktada ben de kayboldum. Evdeki halılarda gözümü gezintiye çıkardım. Çocukluğumda halıları çok iyi bilirdim. Çöküp oynardık. Yerde yuvarlanmak asıl olaydı. Herhangi bir misafirlikte halılar mutlaka aklımda kalırdı. Püsküllüleri var, püsküllerini birbirine bağlayarak oyun oynarsın. Püskülsüzleri var, kenarı arabaların uçması için bir rampa olur. Şerit desenler karayolu olur, yuvarlak desenlerden bir bok olmaz.. Sonra boylar uzadı, halıdan vazgeçtik. Topraktan kopuşumuz yok teknolojiyleymiş de bir şeymiş. İnsan ayağa kalktı ve olay bitti. Bu kadar net. Yer artık çok aşağıda. Bakın dünya boy ortalaması da giderek artıyor topraktan uzaklaşmamız da. Hadi bağlantısız deyin.

Pasta alıp ortasından yemeye başlıyorum, dedi. Anlayamadım. O kadar yalnızım, dedi. Lan ben yapyalnızım o zaman. Misafirim bile olmuyor artık, dedi. Ben gelirim, ne zaman pasta yiyeceksen söyle birlikte yiyelim. Cücüğü için kavga ederiz ama. Zaten misafirin yoksa neden pasta alırsın ki. Üzülmeye yer aramışsın. Kazandibi alsan böyle mi olurdu. Hayatta ne yapacağım çok belli, yaşamak hiç eğlenceli gelmiyor, dedi. Başka bir tercihin de kendisine çözüm olacağını düşünmüyorum açıkçası. Konfor alanını çürümesinin verdiği rahatsızlıktan geleceğin belirsizliğinin verdiği kaygıya geçmek istiyor sadece. Bir noktada haklı da. Dertlerimizi belli periyotlarla sirküle etmeliyiz. Uzun süre aynı şeyde kalınmaz. Üç aya monoton'u çizip altına gelecek kaygısı yazacak.

Dertleri bittiğinde bana baktı. Bir şey söylemem gereken bir an oluştu. Bu gibi anları da yönetmek konusunda çok beceriksizimdir. Suratına baktım, gözleri nemlenmiş, dudaklarının kenarlarına ağırlıklar asılmıştı. Gerçekten çok mutsuzdu. Aa yapma öyle ama kalıverirsin bak, dedim. Afalladı, gülümsedi. Sonra yüzünü spastik yapıp, peki böyle, dedi Sonra ben de spastik oldum, sonra ellerimiz kollarımız da spastik oldu. Bir süre güzellik, çirkinlik ve havuz başında mankenlik yaptık. Neyin nerede işe yarayacağı hiç belli olmuyor. Kapıdan çıkarken gözerimi şaşı yapıp latin dinle geçer, dedim. Siz de öyle yapın. Puantiyeli liste dertleri en iyi öteleyen şey latin.

Böyle şeyler işte. Saat 12'ye geliyor, dişimi fırçalayıp yatayım. Hafta sonu yine çok hızlı bitti, yarın mesai var.

Cüceler hala halıları biliyorlar mı acaba. 

Yorumlar

  1. Hee varmis gercekten .d

    YanıtlaSil
  2. ✨✨✨✨✨✨✨✨seviyorum yazılarını... mukallet bir gurur da oluyormuş canım hisler arasında☺️☺️ ..........................................kelimelerle ifade edemeyince hep çok nokta koyarım 🤔aslında çok virgül daha mantıklı.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder