.
23 Nisan
23 Nisan'da
bölüm başkanı masasına öğrencileri geçirmiş. Hastanede bir günlüğüne küçüklere
ablalık görevi verip nöbet listeleri hazırlatmışlar. Bir ofiste satın almada
diğer kurumlarla iletişime çocukları geçirmişler. Bana biraz tuhaf geldi. Hadi
sembolik cumhurbaşkanlığını anladım. Ama herkes kendi yerine bir çocuk mu
bulmaya başladı n'oldu. Keşke ben de kendi yerime bir çocuk bulup evdeki akıtan
musluğu ona tamir ettirseydim. Tam 23 Nisan'da musluk değiştirdim. Keşke bir
çocuğun eline tutuştursaydım anahtarı, deseydim ki hadi doya doya bayramını
yaşa, bugün senin günün, tüm yetkiler senin, tüm sorumluluklar senin, tüm
ayrılıklar senin, tüm bel ağrıları, tüm göz yaşları, yerli yersiz unutmalar,
yerli yersiz hatırlamalar, el sallamalar, tokalaşmalar.. Hepsi artık senin. 23
Nisanda en yakınınızdaki çocuğa tüm yetişkinliğinizi atın. Sonra sokağa çıkıp
istop oynayın.
Hayır bir de
bölüm başkanının başa geçirdikleri de kazık kadar 18 yaşından büyük insanlar.
Yani bayram sebebiyle isteseler onlar da kendi yerlerine birer çocuk
atayabilirler. Taşeron çocuklar olacak böyle böyle. Ara çocuklar. Sen bir
çocuğu geçiriyorsun, o diyor ki yok ben bakmıyorum benim yerime de şu çocuk
bakıyor bugün. İp gibi dizilmiş bir sürü çocuk. Yani hiç kusura bakmayın bazı
kesimler kendisine fırsattan istifade bir günlük sigortasız çocuk işçi bulmuş.
Gerçi böyle
diyorum da halihazırda var olan düzene bakın. Hangi çocuk kendi bayramında birkaç hoca
refakatinde tertiplediği müsamereyi ifa etmek ister. Daha bu cümleyi bile
anlayamıyorken. Fark ettiniz mi zaten bilmiyorum, eskiden çocuk bayramlarında
çocuklara tatil olurdu, yetişkinler işe gitmeye devam ederdi. Bu sene
yetişkinlere tatil. Neden? Çocuklar çalışsın diye işte. Büyük resmi görün.
24 Nisan
Ayrılalım dedi.
Ayrılıklara inanmadığımı biliyordu. Olur dedim. Ben ciddiyim dedi. Ben de
ciddiyim dedim. Hadi çöz madem hayatlarımızı birbirinden o zaman, ben
uğraşamam, çöz, sonra git. Ne diyorsun dedi. Kolay mı canım öyle. Her şeyi iç
içe geçiren yılları gerisin geri nasıl takip edip de toplayacaksın. Yapmak zor
yıkmak kolay derler. Bok biliyorlar. Yapmak imkanlı yıkmak imkansız. Ne
yaparsan yap tam anlamıyla ayrılamayacağız ama madem heves etmişsin
ayrılabildiğimiz kadar ayrılalım dedim.
Yanıma değil
karşıdaki koltuğa oturmuştu. Temkinli davranıyordu. Nefeslerimiz birbirine
biraz yaklaşsa yaptığı ayrılık konuşması bir anda sadece ön sevişmeyi
ateşlendiren küçük bir fanteziye dönebilirdi. Ayrılalım diye yineledi. Uzakta duruyordu, ama portmantoda montlarımız sarılmaya devam ediyordu, yarın akşamki
çift davetimiz mesut ilişkimizi oynamaya devam edecekti, yıllar içinde
eskittiğimiz sıfatların içinde birbirimizin isimleri hep olacaktı. İnsan
ilişkilerindeki yıkımlar öyle yıkım topuyla binaya vurmak gibi olmuyor, önce
halıları kaldırıyorsun, sonra tüm prizleri tek tek söküyorsun, suyu elektriği
kapatıyorsun. Taşınmak gibi. Ama tüm bina ile. Önce her şeyi bir dışarı
alırsın, sonra tüm tuğlaları tek tek sökersin, döşemeyi kırarsın, etriyeleri açarsın, bir bir. Çok yıpratıcı, zor bir sürece davet ediliyorum. İlişkilerin
devamlılık için oy çokluğu aramamasından dolayı da reddetme şansım yok.
Gerçekten bu süreci hiç yaşamak istemiyorum. Halim yok. Keşke dün söyleseydi.
Yerime bakacak bir çocuk ayarlardım.
25 Nisan
Ne içersin dedi.
Kahve varsa olur dedim. Yok ama aldırırız dedi. Dalgalarda sörf yapan kahve
hassasiyeti mutfak dolabındaki yayıntı halini alalı çok olmuştu. Artık
marketten aldırıyordu. Çok da kaptırmayın, herkes bir gün baba kahvesi Nescafe
Gold'ta buluşacak. 7 yaşında çocuğu vardı. Hemen markete yolladı. Bu şekilde
yaklaşmak istemiyorum, ama çocuk gerçekten büyük rahatlık. Tam çıktı, ah dedim
keşke çikolata falan da söyleseydik. Çocuğu organik yetiştirmeselerdi
telefonundan arar söylerdik işte hemen. Neden almadıysanız şu çocuğa telefon
dedim. Aman canım ne olacak gelir bir daha yollarız dedi. Bu rahatlığı biraz
canımı sıktı ama çocuğu işe koşmak önemli bir kural bu yaşlarda sanırım.
Kapı çaldı,
çocuk poşetle girdi. Poşeti açtık. Kahve ve çikolata. Çocuk gitmiş eksik ürünü
de almış. Vallahi bravo bu çocuğa. Çocuk değil mi, babası hemen yalandan dün
çok yedin yasağı sallayıverdi, çöktük üzerine. Yedik içtik, bir sürü anlattım
ama çocuğun atikliği ve eksikleri tamamlaması aklımı baya kurcaladı. Ortalık
sakinleyince yeni bir task daha verdim gizlice çocuğa. Arka odaya git bak
bakalım ben orada mıyım dedim. Zaten ailesi de çocuğu kullanmaya yatkın gibi.
Bunu da başarıyla geçerse ayrılık mevzusunu açacağım.
Çok güzel yazı. Hisli ve içli. Yapmak imkanli yıkmak imkansiz.
YanıtlaSil19 mayısta ne yapmışlar, neşe dolmaya devam mı?
YanıtlaSilYine kendimizi blogda bulduk. İyi mi?.d
YanıtlaSil