Güzel bir kadının yanından geçerken nefes veririm. Ciğerimi peşinden gelen kokuyu alabilmek için hazırlarım. Kokunun diğer duyulardan farklı bir yeri var. Göz kapaklarınızı açmanız veya gidip bir şeye dokunmanız gerekse de nefes almadan yapamazsınız. Koku almamaya karar verirseniz ölürsünüz. Böylesine yaşamsal bir mekanizmayla iç içe olan tek duyu kokudur. Bir şeyi dinleyebilmek için nabzınızı bu kadar doğrudan ayarlamanıza gerek yoktur mesela. Ama koku için nefesinizi vermeniz, almanız, bazen tutmanız, hatta çok daha fazla koklamak, onu kaçırmamak için kalp atışlarınızı hızlandırmanız gerekebilir. Sabun kokusunu çok severim. Ananem kıyafetlerimin arasına beyaz sabun koyardı hep. Yer yer terlediğim zaman köpürmem bundandır. Sesin frekansı var, ışığın renkleri, tadın acısı tatlısı. Peki kokunun nesi var. Kokuyu bir başka şeye benzeterek anlatırız genelde. Gül gibi kokar mesela ama rengi mavidir ya da tadı acı. ‘Kırmızı bir araba’ veya ‘arkada çalan bas’ ‘pis bir koku’dan he...