Ana içeriğe atla

Sanal Bebek

Sanal bebek aldım, aksatmadan besliyorum. Düzenli olarak mamasını, suyunu veriyorum, ilgi istediği zaman onunla oynuyorum, her türlü bakımını zaman kaybetmeden yapıyorum… O kadar ilgiliyim ki anca pili bitti mi ölüyor. Evcil hayvan beslemekle ilgili hayatta yaptığım tek şey o sanal bebek. İlk sefer için baya iyi bir noktadayım bence. Öyle de olmalıyım. Robotlar Isaac Asimov’a ihanet edip dünyayı ele geçirmeye ve bütün insanları öldürmeye başladıkları zaman sanal bebeğim benim aslında ne kadar iyi bir insan olduğumu gösterecek onlara. Robotlar dünyasındaki torpilim o benim. Bugün ben onu besliyorum, yarın o beni besleyecek. Gerçi bir sanal bebek ne kadar anlatabilir tartışılır. Ama param buna yetti ne yapayım. Biraz daha param olsaydı Furby alırdım. Malum onlar anlatma konusunda baya etkili. Aslında haddinden fazla anlatıyorlar, susmak bilmiyorlar. Kafa ütüleyecek kadar… Çevremde daha pili çıkarılmamış Furby görmedim mesela. Konuşsun diye yapılmalarına karşın konuşmadıkları zaman daha sevimliler. Belki robotlar dünyayı ele geçirdiklerinde Furby’leri de öldürürler. Hatta belki önce Furby’leri sonra insanları öldürürler. Kurtulacağız derken ilk giden olmak var bir de. Düşündüm de Furby robot dünyasına yatırım için pek de iyi bir tercih olmayabilirmiş zaten. Sanal bebek en iyisi yine…

Herkes birilerinden veya bir şeylerden medet umar. Bir çocuk annesinden, bir çalışan patrondan, suçlu tanrıdan, Şener Şen aşk filmlerinden, Yervinyan kemanından, o çikolatadan, şu şekerden… Yapayalnız kaldığını düşünmek istemez kimse. Kalmasın da. Buna karşın ‘çok da beklentiye girme’leri diretir toplum ama hiç kimse intiharı onaylamaz. Sakin olmamalı. Olmayalım. Sonra kırmızıların tonu tatlı turuncuya kaydıktan sonra bile solmaya devam edip kahverengiye dönüyor. Yapayalnız olmasanız bile yapayalnız oluveriyorsunuz ve bu pasif yönelim başkalarını da yapayalnızlığa sürüklüyor. Sonra bir bakmışız hep birlikte tükenmişiz. Kitleler halinde yok olmuşuz. Kendimizi sindirmişiz.

Bak yine pili bitti. Pilleri de maşallah içiyor. Sanal köpek ölmeden daha, pili bitiyor aletin. Sen o kadar besle büyüt, özen göster, eceliyle ölen bir sanal köpeğin olmasın daha. Eve onlarca pil aldım. Pil yığınlarının içerisinde yaşıyorum. Yakında kanserden, şundan bundan giderim herhalde. Bir de arkadaşım bir taktik verdi sağ olsun, ısır daha uzun süre dayanır diye. Artık birkaç pile kaygılanabileceğim bir geleceğim kalmayacak. Robotlar ellerini biraz çabuk tutsalar bari. Kim nereden çıkardıysa şu pil ısırma muhabbetini de zaten. Bir toplumu yok etmek için bulunmuş mükemmel bir dedikodu. Sonra herkes deli şapkacı… Bir bu, bir de şu çakmakla gaz kaçağı kontrol etme. Memlekette insan kalmıyor bunlardan. Gerçi şimdi çok da şey olmasın da, aslında işe de yarıyor ısırma muhabbeti sanki.

Ne kadar dirensek de boş. Olacağımız karakter çok belli. Ondan, bundan, şu berikinden daha farklı olamayacağız. Karşı durduğumuz tüm değerleri edineceğiz zamanla. Bir gün bu kadar ateşli kavga ettiklerimizle o bok attığımız kahverengide buluşacağız. Bıçağı elden verme kavga etmeyelim demeden, yeni araba için kredi çekmeden, nazar boncuğu takmadan, çeyrek altın takmadan,  dantelle örtmeden veya allah kabul etsin demeden asla bitmeyecek. Bir yol vardır ama belki. Bu döngüyü kırabilecek bir şey. Te en başından bir şey. Daha her şey kırmızıykenden. Yetişkinler için oyun parkları olsa mesela. ‘Senin adın ne?’nin tanışmak için tek ve yeter giriş olabildiği bir alan. Sebepsizce kan ter içinde kalana kadar koşuşturmak istiyorum. Bana suç ortağı verin.


Git gide sinir olmaya başladım artık. Şu düğmeye bas besle, şununla temizle, bu düğmeyle de oyna. Hep aynı… Bir fazlasını veremiyor. Dört düğme. Gıcık şey. Rythm 0 gibi sevgiyle başladım öfkeyle bitiriyorum. Sağa sola fırlatıp Bobo Doll’a döndürmeden olayı kurtulmalıyım bunlardan. Pili çıkarılmış Furby’nin vakti geldi galiba artık.

Yorumlar