Eskiden bisiklet kullanıyordum. Baya uzun mesafeleri kat ettiğimiz zamanlar
oluyordu. Sabah örneğin Ankara’dan çıkıp akşama doğru Konya’ya varmış
oluyorduk. Ama sonra motosiklet aldım. Bir büyüğü gelince bisiklet bir anda
yalan oldu. Hem motorla Konya’ya öğlen olmadan da varabiliyordunuz. Amacım her
an Konya’ya varmakmış gibi durdu böyle de ama… Sonra uzun süre motor kullandım.
Turculuk yaptık, sağı solu gezdik. Ama bir noktada bu sefer de araba aldım. Tabi
sonra da motor yalan oldu. Konya’ya da daha hızlı varmaya başladığımı söylememe
gerek yok sanırım. Her yere arabayla gitmeye başladım. Ulaşım aracı büyüdükçe
bir küçüğü her türlü yalan oluyor. Bir de malum Konya konusu var. Bu arada
Konyalı falan da değilim. Nereden çıktıysa zaten bu Konya. Neyse sonra aradan
zaman geçti. Babam çiftçi benim. Geçen hafta traktör almış. Dedim acaba bu
sefer de araba mı yalan oluyor. Denemek için bir şehir merkezine de indim traktörle.
Sonra da babamdan azar yedim. Traktör biraz çok yakıyormuş. Mazot da pahalı. Bu
arada mükemmel zevkli bir şey ama çok yavaş. Asla yetişemezsiniz. Toplanılcak
olunuyor örneğin arkadaşlarla, tamam abi geliyorum diyorsun. Sonra atlıyorsun
traktöre yoldayken telefon çalıyor tamam abi yoldayım diyorsun. Sonra yoldayken
bir kere daha telefon çalıyor, tamam abi gelmek üzereyim diyorsun. Sonra bir
kere daha telefon çalıyor ve tamam abi dönüyorum o halde kalktıysanız diyorsun.
Varamadan geri dönüyorsun. Yani Konya’ya
gitsen gidilmez. Hız konusunda kabus bir alet. Bu arada ilk çıktığımda
traktörle en büyük problemimin şehir merkezinde park yeri bulmak olacağını sanmıştım.
Hiç öyle değilmiş. Çıktığımda bir süre park yeri aradım tabi, sonra bulamadım.
Sonra sokaklarda yer için dolanırken bir anda istop ettirdim traktörü. Zaten
yer aramaktan da yılmıştım öyle bir süre üfleye püfleye bekledim. Sonra bu
bekleme biraz uzun sürmeye başladı ve fark ettim ki gelen giden yok. Dedim
biraz daha bekleyeyim madem. Şayet o sokaktan arabanın geçmediğine emin olursam
traktörü burada bırakır giderim. Belki de burası zaten hiç kullanılmıyordur. Sonra
bir baktım arabalar benim olduğum sokağa girmeden kenardan gidiyor. Aa dedim
bir şey oluyor. Biraz sessizce bekledim. Kimse sokağa girmemeye başlamış. Sonra
tam bir araç giresi oldu sokağa dedim tamam sokak kullanılıyormuş çekeyim madem
buradan, sokağın ortasından biri arabaya ‘görmüyor musun yol çalışması var
sokak kapalı’ diye bağırdı. Dedim ne güzel. O zaman yol çalışması var bu
sokakta. Araba geri vitesle çıktı, yan taraftan devam etti. Ben de
bıraktım gittim traktörü. Döndüğümde de hiçbir şey olmamıştı. Aynı yerinde
öylece duruyordu. Yani traktörünüz varsa en olmayan şeyiniz park sorunu. Keza
her an bulunduğunuz sokağı yol çalışması süsüyle kapatabiliyorsunuz. Yol ortası
da malum insanlar pek talep göstermedikleri için genelde boş oluyor.
Traktörünüz varsa sonsuz park yeriniz var yani. Şaka bir yana traktör döndüğümde
duruyordu ama arkasında bir çekiciyle. Tabi ben tüh bak çekicinin yolunu
tıkamışız çekeyim de adam geçsin diye düşünürken bana geldiklerini öğrendim.
Durumu yol çalışması diye yorumlamayanlardan biri şikayet etmiş yolu tıkamış
diye. Garibim çekici de neyi çekmek için geldiğinden habersiz gelmiş, öyle
kalakalmış, beni bekliyorlar. Mis gibi cezamı yedim. Kafamda şu aralar direk
çekici almak var. Dikkatimi çekti, güzel alet.
Senin için yazdım. Umarım beğenirsin. Bunca zaman sonra bana tekrar yazdırdığın için teşekkürler.
Senin için yazdım. Umarım beğenirsin. Bunca zaman sonra bana tekrar yazdırdığın için teşekkürler.
Yorumlar
Yorum Gönder