Ana içeriğe atla

Kaza


Jonathan Schipper’ın arabasındaydık. Direksiyonda o vardı. Çarptığımızın farkındaydı ama gaza basmaya devam ediyordu. Zaten uzun zamandır ilişkimiz Daero Fo asaletindeydi. İnsanlara biçimsel mükemmeliyetler versek de iç dinamiklerimizi çözemiyorduk. Nihayet zamanı gelmişti. Yapılabilecek en yavaş kazayı yapmaya başladık. Yüzleşmenin her anını tane tane ve sindirerek istiyordu. Bu sefer çarpıyoruz dediğimde görmemişim yerine farkındayım demişti. Talebine itirazım olmadı. Tüm yıkımı sonuna kadar görmek istiyordum. İnmedim. İnmedik. Bu enkazı sakince oluşturacaktık. Gitme, dedim. Konumuz bu değil, dedi. Olsun, sen yine de gitme, dedim. Gitmeyeceğimi biliyorsun, dedi. Varlığını kavgalarda karşı tarafın verdiği cevap üzerinden tanımayan biri değildim. Ama o öyleydi. Sessiz kaldığım her an kendisini daha fazla oluşturamadı, sonra giderek yükseldi. Bir kaçıngan bağlanmanın yıkılışını seyrediyordum ve gerçekten çok gürültülü oluyordu. Normalde gözlerini uzaklara odakladığı küçük esler verirdi. Şimdi ise gözlerime kilitlenmişti. Her şeyi cesurca sıraladığımız bu çıplak tartışmamızda bile sıkıştığımızda tuttuğumuz eller vaz geçemeyeceğimizi gösteriyordu. Ya da belki zayıflığı, tutkuyu, yüceliği. Yarattığımız hurda son halini aldığında bile içerdi öpüşmeye devam ediyorduk. Üzerimize üç beden büyük akşam seviştim gömleklerinden az demli tansiyonum var çaylarına evrilen hayatımız küçük bir sarsıntıyla eski heyecanına kavuşmuştu. Yeniden başlıyorduk. Bir dört ay daha bizi götürecekti.

Yorumlar

Yorum Gönder