Ana içeriğe atla

Doğum Günü


29 yaşındayım. Yarın 30 olacağım. Birkaç gündür mumları üflerken tutacağım dileği düşünüyorum. Uğraşarak edinmek çok zor. Bu yüzden hayattan dileyerek talep ettiğim çok şey var. Yarinki dileğim konusunda çok kararsızım. Boşa harcamak istemiyorum. Doğum günü dilekleri önemli dileklerdir.

Ben tek siz hepinizdeki hepinizden biriyim. Farkındalık yaratabilecek ya da bir farklılık ortaya koyabilecek yetim yok. Daha rahat ve daha çok okuyayım diye henüz ilkokula başlamamışken öğrettikleri okuma yazmadan sonra hiçbir şey okumadım. İnsanın söylediklerine inanmam ama insanların söylediklerine inanırım. Toplum önemlidir. Belirsiz özneleri severim. Söylemler bir bireye ait, ilişkin, dahi veya keza olamaz. Bireye keza ne. Yok, bireye keza olmaz.

Dilek hakkimi belki satarım, bugünlerde her şey satılıyor. Geçen gün televizyonda bir inşaat şirketinin mutluluk sattığını duydum. İnanamadım, hemen aradım. Siz ev yapıp satmıyor muydunuz dedim. Hayır efendim biz mutluluk satıyoruz dediler. Nereden, kimin mutlulukları bunlar, öyle herkesin mutluluğu herkesi mutlu etmez dedim. Bunlar kullanılmış değil efendim, bunlar ilk sizin olacak dediler. Ne sebepli peki bu mutluluklar dedim. Bir sebebi yok efendim dedi. Öyle, havadan mutluluk yapmaya başlamışlar.

Önce sohbetleri kaçırmaya başladım. Kelimeleri takip edemiyordum. Hikayeler anlamlarından kurtulup sadece pes, tiz ve yüksek, alçak seslere dönüştü. Sadece kulağımda bıraktığı frekans ve şiddetleri takip etmeye başladım. Salınımların en çiğ halini. Sonra frekanslar da gitti. Tekrarlar sessiz hale geldi. Sadece gürültü var artık. Süregeleni bozanları duyabiliyorum yalnızca. Müzik bile dinleyemez oldum. Gitarda tele elin sürtme sesini, klarnette o pirinç tuşelerin sesini dinlemeye başladım. Müzik küçük kusurlardan ibaret olmaya başladı. Aman zaten kırmızıya renksiz diyen bir dünyada yaşıyoruz. Hayat bir rabarba.

Bir seferinde kocaman bir doğum günü hediyesi gelmişti. İnanılmaz heyecanlanıp bir anda giriştim hediyeye. Bir iştahla yırtmaya, parçalamaya başladım. O kocaman kutunun yanında ağzım kulaklarımda kan ter içindeyim görseniz. Bir açtım ki içi bos. Bu ne Başak dedim. Hediyen bu kadardı bitti dedi. Ne demek ya bitti dedim. Ben sana hediye paketi açma deneyimi hediye ettim dedi, açtın bitti. Bazen sanat arkadaşlıklarını kaldıramıyorum.

Keçe ve iç yağdan oluşmuyorsam da benim de sevdiğim ve sevildiğim şeyler var tabi. Ama iste onların hepsinin ayni zamanda en büyük karşıt duruşları da benim. Gürültü sandıklarım galiba dayanaklarım.

En son seferinde de oyuncak ayı almıştım. Canım hediye olarak. Ne kadar tatlıydı o. Ama hemen sıkıldı benden. Gitmek istedi. Bırakamam seni öyle sokağa dedim. Kırık kalpler barınağı var. Beni oraya ver dedi. Sordum soruşturdum. Buralarda da bir tane varmış. Allahım içerisini bir görseniz. Kalpli balonlar, isimli yastıklar, yılın sevgilisi kupaları.. Her yer mıç mıç naylon aşk itemleri. Hele bir de şey var aralarında. A evet. Ben onu isteyeyim bu sene. Bu seneki dileğimi buldum. Neyse.


Yorumlar

Yorum Gönder