Ana içeriğe atla

Kredi Kartı

Kredi kartımı kaybetmiştim. Zaten bir taneydi, o da gitti. İki hafta kartsız yaşadım. İnanılmaz sıkıntılı. Para çekmeye her seferinde banka sırası beklemekten pantolon ceplerim numara doldu. On para çekeceğim hesabımdan diye git numara al, teyzelerle otur, kağıt imzala.. Tonla iş. Hesabımdan şu kadar çekmeyi talep ediyorum diye dilekçe imzalıyorsun ya her seferinde. Bir de alışkanlığım da yok, bankamatikten çeker gibi çektiğimden anında bitiyor param, sonra haydi her şey tekrar baştan. O kadar çok gidiyordum ki artık sıkıntıdan sinsileşmeye başladım. Bakıyorum mesele 243 yanmış, benim numaram 600 küsür. Ama giden yok bankoya. Hemen sanki benim numaram 243’müş gibi edalarla yanaşıveriyorum. Bir iki kere başta yakalandım. Yaşlıların reaksiyon alması biraz geç oluyor. Hesaba katmamışım. Sonradan yavaş yavaş yanaşıp, 243 bende ama, diyorlar. Ya teyze yerim seni, de, senin zamanın bir önemi yok, sen zaten yavaş yaşıyorsun, al sen şunu 600 küsür sende olsun artık, rahatını bozma hem, sandalyenden kalkmışsın gelmişsin buralara kadar, az daha otur, bak zaten ortamınızı kurmuşsunuz diğer bekleyen 263, 305 ve 416 numaralı yaşlılarla, kaynatıyorsunuz ne güzel (evet çaktırmadan tüm herkesin numarasına bakıp onları önden bir sıraya sokuyorum), demek istiyorum. Ama ayıp, denmez öyle. Bir de surat sarktıkça mimikler kayboluyor. Sonra tatlış görünen kırışık suratların altından huysuz yaşlılar fırlayabiliyor. Artık küçük bir gözlem süresi koyuyorum araya. Tüm yaşlıların bing sesinin gediği tarafa doğru baktıklarından, sonra ellerindeki kağıtlara geri dönüp eşleşiyor mu diye kontrol ettiklerinden ve ağır hareketlerle doğrulmaya çalışmadıklarından emin olduktan sonra harekete geçiyorum. En son bir de bir gün öncesinin numarasını kullandım. O kadar çok numaram var ki. Önceden kalan numaralara sonra tekrar denk gelebiliyorum artık. Aksi gibi o gün de, o numara kartla alınmış numaratörden. Müjgan hanım?, diye baktı suratıma bankodaki. Normalde ‘yok yanlış olmuş, yanlış numaraya gelmişim’ diye geveleyerek uzaklaşmam lazımdı, ama herhalde benim olmayan bir numaraya gitmenin verdiği zaten üzerimde olan yasadışılık heyecanının üzerine bir de böyle beklenmedik bir soruyla karşılaşınca telaş yaptım. Bir an ne alakaysa ‘ben eşiyim’ dedim. O sırayı alacağım diye attığım yalana bak. Sonra bir ‘hassktr sıçtık’ da geçti aklımdan aslında, ama işte çok geç. Ne yola girdik durduk yerde ya. Tüm bunlar akarken, artık nasıl bak ben yalan atıyorum, diye parladıysa suratım zaten, soyadınızı alabilir miyim, dedi. Dur değil mi bir noktada, illa şansını denemek zorunda mısın, hayır ne yapmaya çalışıyorsun, kadının eşi olduğunu ispatlayarak ne yapacaksın, kendi işini halletmeye geldin buraya, nereden çıktı Müjgan. Ama başladı ya bir kere, bırakmayacak. Deniz, dedim. Sonra Deniz’den anca isim olur gibi geldi, soyad gibi dursun diye sonuna bir de oğulları ekledim. İçimden de ‘çok duraksadım, belli olacak’ diye geçirip iyice gerilmeye başladım. Ne belli olacak gerginliği daha, tabi ki belli olacak. Ne ara bu kadar adadın kendini hikayeye ayrıca. Değil maalesef, dedi kadın. Başka Müjgan herhalde, deyip salak bir sırıtış yapıştırdım suratıma. Tutunduğum Müjgan’ı da bırakmıyor zihnim. Israrcıyım bir Müjgan’ın eşi olduğum konusunda. Yok yalan atmıyorum, sadece bir karışıklık bu, demeye mi çalışıyorsun hala daha, sal artık. Döndüm oturdum geri yerime. Bir soluklanıp sakinledim. Sonra bok var gibi hemen benim numaram yandı. Baktım aynı banko, eyvah. Yok gidemem, ama reflex olarak ayağa kalktım. Duraksadım bir iki saniye. Eve pipet lazım, paraya ihtiyacım var, diyorum, ama bir yandan da Müjgan’ın eşiyim, ben gidip kendi adımı veremem artık, şimdi ayağa da kalktık, geri oturmam da iyice sakil olacak. Neyse ki bu sefer doğru kararı verdim de kalkmışken çıkış kapısına yöneldim, ayrıldım bankadan. Değdi mi bir kişi öne geçmeye çalışmana diyebilirsiniz, ama o numaralar her zaman sıralı yanmıyor işte. 100’lerdeyken çok uzak gelen 400’ler sonra bir anda yanabiliyor. Hep o kartla numara alanlar bozuyor işi. Beni de o Müjgan bozdu. Ah Müjgan ah, böyle mi olacaktık başlamadan. Bankadakiler de herhalde hiç bu kadar amatör bir dolandırıcı görmemiştik diyorlardır. Çocuk gibi isim sallayarak halledeceğini sanmış yazık. Yahu ben sadece.. Beklememek içindi o. Sonra o şubeyi bıraktım.  Aynı bankayı iki kere dolandırmaya çalışamam yani.

Dün Çağdaş aradı. Abi vallahi kart numarana bakmadım dedi. Sen nereden biliyorsun Çağdaş benim başkasıyla seni çekiştirirken kullandığım kaygılarımı. Abi yazıyorsun ya blog’da dedi, bu arada Seren de baya alınmış, bir ara istersen. Buralarda çok açılmışım. Biraz kontrol etmem lazım kendimi.

Şimdi değinmem gereken bir konu daha var. Cümleyi bitirmek için nokta koyuyoruz sonuna. Üzerine çubuk atarsak dikkatli bitiyor, çengel atarsak sorulu. Noktanın tepesine duruma göre bir şeyler uyduruyoruz işte. Peki cümle içinde virgülle ayrılan cümlelerin her birinin farklı durumu da olabiliyor. Neden virgülün tepesine çengel ya da çubuk atamıyoruz. Bakın size bir eksik daha. Altı virgül çubuk ve çengeller kazandırılmalı Türkçeye. Tabi ki böyle bir kullanım henüz olmadığı için yukarıda ?, kullandım. Ama bir düşünün iyi olabilir. Gelin yapalım şu işi. Aşağıya yeni küçük tasarımımı bırakıyorum.

Yorumlar