Ana içeriğe atla

Miniler

I

Tam sevişmenin ortasındaydık. Bir anda giriş kapısından anahtar takma sesi geldi. Pınar eve birisi giriyor dedi. Duraksadım. Ha evet ya Mevlüt dayıdır, dedim. Mevlüt dayı apartman görevlisi, sabah, gün içinde bozuk kombiye bakmaya gelirim, demişti. Ama bir anda böyle sevişmenin orta yerinde söyleyiverince sanki sevişmemize Mevlüt dayıyı davet etmişim gibi anlaşıldı, korku dolu gözler gördüm. Açıklamaya vakit yoktu, kapı açılma sesi geldi, hemen müdahale etmeliydim, korkulu gözleri bir süreliğine erteledim. İçeriden, kimse var mı, diye bir ses geldi. Var Mevlüt dayı, demeye kalmadı Mevlüt dayı yerdeki kıyafetleri görüp içeride sevişildiğini hemen anlamış olsa gerek bir anda, tövbe yarebbim, allah mallah bir homurdanmalar gelmeye başladı içeriden. Kombi kritik kombinin yapılması lazımdı. Gel gel Mevlüt dayı diye bağırdım içeriye. Pınar ne yapıyorsun, dedi. Korkulu gözler ertelemeyecek duruma gelmişti, bu sefer de Mevlüt dayıyı erteledim. Ama çok da erteleyemezdim, yoksa Mevlüt dayı gider. Pınara bir süre idare etmesi için zayıf bir açıklama bıraktım, kombiye bakacak, 10 dakikalık iştir. Üzerimi giyinmeye doğru atılırken, ertelediğim Mevlüt dayıya geri dönüp onu da olayın içerisinde tutmak için, gel gel Mevlüt dayı, diye bir kez daha yinelemeye başlamıştım ki kapı kapanma sesi geldi. Pınar donuk gözlerle, içeriden mi kapattı dışarıdan mı, diye sordu. Dışarıdan, dedim, kaybetmiş bir şekilde, dışarıdan. Bok gibi, kimseye doğru düzgün bir şeyi açıklayamadığım bir an oldu. Ne sevişebildim ne kombim düzeldi. İşin kötüsü Mevlüt dayı akşam yanından geçerken, sen beni niye içeri çağırıyorsun, sende edep ahlak yok mu, dedi. Öyle bir kendimi anlatamamışım ki alnı seccadeye yapışık gezen Mevlüt dayı bile kendisini grup sekse davet ettiğimi düşünmüş. Allah da benim belamı versin, çok büyük günah yazdı. Lanet.


II

Alt tarafı gaz yükleyecektim. Ptt şubesinin önünde içeriye girebilmek için sıraya girdim. İçeriye girdikten sonra numaratörden numara almak için sıraya girdim. Numaramı aldıktan sonra vezneden nihayet gaz alabilmek için sıraya girdim. Meğer tüm bu 1 saatimi vezneden 'yalnız bizde sadece nakit geçiyor'u duyabilmek için harcamışım. Ambole oldum. Bakkal mısınız ablacım siz. Kobi misiniz. Nasıl kart olmaz. Camdan sepet sarkıtarak da alabiliyor muyuz gazimizi. Demek ki küçük işletmesiniz. O zaman veresiye mi yazsak teklifinde bulundum. Sıradaki numara yandı. Omzumdan itildiğimi hissettim. Tepki bile vermeden abla beni sıradaki numarayla geçiştirdi. Sıradaki numaranın sahibini beni kovalamakta maşa olarak kullandı. Pasif yükselişim içten içe devam etti, itildiğim omzuma doğru donup ‘sen kuklasın’ dedim. Hiç yanıt gelmedi. Onlar adına sevindim. Gerçekten olgun insanlar.

En yakın halkbank atmsine baktım, çok uzakta. Yürüme mesafesinde işbank var, ama işbank hesabımda da para yok. Yürümeye üşendim. Neyse ki halkbank atmsinden işbank atmsine parayı online taşıyabiliyoruz. Yakınlarda bir yere oturayım da telefondan parayı yollayıp su yakınlara gelmesini bekleyeyim dedim.

Bol dayılı ama az ganyanlı elit dayılarin takıldığı kıraathanelerden birini gözüme kestirdim. İki çay içer işlemin hallolmasını beklerim diye girdim, az kalsın evi barkı satıp çıkıyordum. Beklerken iki çay içtim, tavla attık. Devamındaki kivide bir bakmışım okey taşlıyorum. Derken ne yaptığımı unuttum, akşamki pokere katılıvermişim. Elit dayılar pokerde gerçekten çok iyi.

Para transferi saatler önce gerçeklemiş, telefonu unutup görmemişim. Gidip çekip dayılara borcumu kapatacağım.


III

Çok kötü bir bilinç gördüm. O neydi öyle allaasen. Sabahın köründe kalkıyordum, işe gidiyordum. Saatlerce götün üzerinde birkaç piksele baka baka çalış. Peşinde proje mroje bir şeyler. Çok sıkıldım. Allahtan uyudum. Uyuduğumda da neye uğradığı şaşırdım. Bir elimi yüzümü yıkadım da kendime geldim.

Çok kötü bir rüya gördüm. O neydi öyle allaasen. Ful koştur koştur. Peşimde birileri.. Yoksa bir yere mi yetişiyormuşuz neymiş. Ama bir dakika bile dur durak yok. Vallahi çok yoruldum. Allahtan uyandım. Uyandığımda da salak gibiydim. Bir elimi yüzümü yıkadım da kendime geldim.
(x)+(~x)

IIII (Yia noldu, romen rakamı sandınız değil mi? Değil. Sadece çubukları sayıyorum)
Kapı çaldi. Damacana gelmiş. Boşu ve 15 lirayı verip doluya henüz el atmışken, 16.5 oldu, dedi. Beklemiyordum. Durduk yerde 16.5 olası gelmiş, hiç olmaz gibiydi, keza ülkede onca şey oldu, ama damacana hep 15'ti. Stabildi, yıllarca güven verdi. Damacanaya bakıp ülkede yine bir şeyler düzgün gidiyor be, diyordunuz. Demek damacana da bozmuş. Elimdeki tek nakit o kağıt 15 liraydı. Normalde damacana evde kapı yanında biriken bozuklukları harcama kalemimdir. Her seferinde birikenlerin arasından itinayla seçtiğim en küçük paralarla 15'imi oluştururum. Sonra da en son bir kere daha bir üstünden geçerim yine 15'in içindeki birliklerden birini kalanların içinde gözden kaçan iki tane 50 kuruşla değiştirebilir miyim diye. Ama iki gün önce annem geldi. Bozuk para fetişizmi aileden bizde. Her geldiğinde hemen o buzluklara ilişip 10 lira 10 lira öbekleye öbekleye sayar. Sonra mesela 40 mi çıktı, ben sana 50'ye bütünleyeyim bunu, bunları alayım süt alırken kullanırım der. Annemin kalemi de süt gördüğünüz gibi. Küçük harcamalar için küçük paraları kullanıyoruz. Bunun tam tersini yaparak çok büyük şirketleri çok küçük dolandıran sistem karşıtı bir arkadaşım var. Pardon sistem karşıtçığı. Biriken bozukluklarını bozuklukların önemsiz olacağı büyük ödemelerde kullanıp eksik verdiği birkaç liranın sayılmaya üşenilmesinden kendisine kalmasını kolluyor. Böyle böyle zengin oluyor işte millet. Ama annem ve ben öyle değiliz. Annem sayar, 50'ye tamamlayıp bana kağıt verir fakat o bozuklukları da almaz. Annemin görünmez desteği. Ama bu sefer almış. Neden anne neden, neden simdi. Kağıt param yok, evde bozuk da yok simdi. Çıplak ve güvencesizim. Hiç paranın olmadığını bilmeme rağmen 1.5 lirayı aramaya koyuldum. Çabamla aradaki farkı eritip 15'e razı edecektim. Sonra birden paranın üstünü sakızla tamamlamaya çalışan bakkal tribine girip çikolata teklif ettim. Teşekkürler, dedi. Sanki yeterli bulmamış da ondan öyle demiş gibi hissettim. Hemen teklifimi dondurmaya yükselttim. Eritilecek 1.5'un zaten bir anda çok üzerine çıkmıştım. Benden bakkal olmaz. Üstelik 'valla bak dondurma vereyim' gibi samimiyetin dozunu kaçıran bir üsluba evrilmiştim. Şeker kullanmıyorum, dedi, ama öpücük olur. Ne diyeceğimi şaşırdım. Öpücük mü olur. Çok tatlısın ama korona var, dedim. İki gündür ben ne yaşadım diye düşünüyorum. Çok deneyseldi. Abla bir daha denk gelirse ful öpçük teklif edeceğim.
(.....(....(..).).)

Yorumlar