Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

000

Karanlık ilk defa kendini gösterdi. Küçük siyah parçalar zaten vardı hayatında ama hiç bu kadar siyahı bir arada görmemişti daha önce. Işık hiç bu kadar yok olup o perdelediği pürüssüz karanlığı apaçık etmemişti o ana kadar. Hiçbir şeyin hiçbir şeyden farkının kalmadığı, o sonsuz kara çok etkiledi kendisini. Her şeyin özüne, birleştiği, aynı ve bir olduğu yere, herşeyin çıkışına tanıklık ettiğini düşündü. Kırmızı da buradan düş fırçası da buradan geliyordu. Hatta emindi ki o hiç sevmediği komşu çocuğu da buralarda bir yerlerdeydi. İyi-kötü, siyah-beyaz yanyanaydı burda. Hepsi ortak bir değerde birleşmişti. Karanlıkta... Yani bu karanlık şimdi iyimiydi kötü müydü peki. Kırmızıyı sevdiğinden daha çok komşu çocuğundan nefret ettiğini düşündü. Sinirlendi. Az önce kendisine inanılmaz şeyler yaşatan bu karanlıktan nefret etti bir anda. Elini cebine attı ve o bir bütün büyük karanlığın bir parçasını avucuna alıp kalanından ayırdı. Avucundaki zippoyu ateşledi. Küçük bir karanlık parçası şimdi...

Çokta şeyetmemek, kurcalamamak lazım..

A: Anıların sahiplerinin hatırlamadığı hatıraların varlığını kanıtlayan tek şey ... A: Noktalı yere bir şey gelmeli, ama ne ? A: Oraya bir şey koysak güzel olacak bak blogta kullanırım ben bunu. :D B: :D Yolda düşünürüm ben bunu yazarsın sonra. :P A: Koteyşın mark’a koyar yazarım valla ya. Koteyşın kritik plejırizmden 3 yıl yemeyelim sonra. :D B: :D Sen de haklısın. A: Çileklerdir olsun mu? A: Anıların sahiplerinin hatırlamadığı hatıraların varlığını kanıtlayan tek şey çileklerdir. A: Çilektir tabi, çoğul olmaz. A: Ya da olur lan nolcak ki sanki. B: Anıların sahiplerinin hatırlamadığı hatıraların... B: Sanki burada bir sorun var. A: Sadece “sahiplerinin hatırlamadığı” deyince sanki anlaması zor olacak gibi geldi. Aynı kelimeyi kullanmakta istemedim iki kere, ondan. A: Ama dediğin doğru ya. A: Sahiplerinin hatırlamadığı hatıraların varlığını kanıtlayan tek şey çileklerdir. A: “Hatırlamak ... hatıra” daha ayrık olmali ordaki ses bence. A: Sahiplerinin hatırlamadığı anıla...

****

Hiçbir şey tükenmedi. Aslında herşey eskiden olduğu gibi hala daha var. Sadece ufalandılar. Küçük küçük parçalandılar ve birbirlerine karıştılar. Artık bir arada, yan yana görmek imkansız aynı olanları. En ufak halleriyle herşey heryerde ve herşeyde. Birbirlerinin içinde hepsi. Büyük gruplar halinde alıp küçük parçalar halinde birbirlerine kattılar. Küçücük silisyumlarla plastikler yan yana bilgisayarlarda, reçine ve karbon lifleri uçaklarda, aliminyumla pudra deodorantlarda... Artık bir parça demir sadece demir olarak bulunamıyor. Herşey birbirinin yardımıyla güçlendirildi iyileştirildi. Ama herşey tükendi. Geri dönüşüm üretimle aynı hızda gelişemedi. Madenler bitti. Hiçbir şey saf değil. Teknoloji artık gelişmiyor. Var olan ise bozulmaya başladı. Tüketicilerin kısa zamanda yenisini almalarını stratejileyerek kısa ömürlü ürünler piyasaya süren üreticiler kendilerini vurdular. Temel sorun açlık . Protein katılmış gıdalar, tat katılmış gıdalar, boya ve biçim katılmış gıdala...

qwert

Evdeki herşey yavaş yavaş tükeniyor. Kimsenin ev ihtiyaçlarını gideresi de yok hani. Malum tatile giriyoruz birkaç zamana. ''Şimdi ne gerek var, az idare edelim tatilden sonra alırız'' kafaları. Tamam iyi güzel de yani herşeyin bir boyutu var. Di mi... Sabun bitti önce. Her ne kadar biteceğini öngörüp daha şişenin yarısında sulandırmaya başlasakta bitti işte. Nankör sabun. Sen o kadar hayatta kalması, devam etmesi için çaba göster gelsin yine de bitsin. Neyse biz de duş jellerine geçtik tabi sabunun içimizde açtığı derin yarayı, yaptığı ayıbı anında unutup. Onlar da bitti. Ayıp üstüne ayıp. Ama allah için hakkı var şimdi duş jeli için çabalamadık hiç. Sulandırmadık. Eceliyle öldü o. Kızamıyoruz o yüzden. Onurlu bi hayat sürdü diyelim. Tabi duş jeli bitince biz şampuanı da duş jeli gibi kullanmaya başladık. Şampuan da garibim pek dayanamadı hal böyle olunca. Bir şampuanın hem şampuan gibi hem duş jeli gibi kullanılması ondan çok şeyler götürür bilirsiniz. Şampuanın bit...

1..2..3..

Mavi ve yuvarlak geceler benim olsun. Bilmediğim dillerde şarkılar söylensin o gecelerde. Sallanan koltuklarla birlikte gitsin ve gelsin ritimleri. Üzümün kaderi yudumlansın. Gerek kalmasın artık hayalleri hatırlamaya, unutulsun. Herşey olağan ve sıradan. Özensiz, öyle alelade... Mecbur olmadan hiçbir şey hiçbir şeye... Ama başka türlüsü de asla olamayacakmışçasına... Konuşsak, şöyle sakin sakin. Kahkalara varmayan tebessümlerle aksa sohbet. Yumşak, ılık.  O da olsa...