Karanlık ilk defa kendini gösterdi. Küçük siyah parçalar zaten vardı hayatında ama hiç bu kadar siyahı bir arada görmemişti daha önce. Işık hiç bu kadar yok olup o perdelediği pürüssüz karanlığı apaçık etmemişti o ana kadar. Hiçbir şeyin hiçbir şeyden farkının kalmadığı, o sonsuz kara çok etkiledi kendisini. Her şeyin özüne, birleştiği, aynı ve bir olduğu yere, herşeyin çıkışına tanıklık ettiğini düşündü. Kırmızı da buradan düş fırçası da buradan geliyordu. Hatta emindi ki o hiç sevmediği komşu çocuğu da buralarda bir yerlerdeydi. İyi-kötü, siyah-beyaz yanyanaydı burda. Hepsi ortak bir değerde birleşmişti. Karanlıkta... Yani bu karanlık şimdi iyimiydi kötü müydü peki. Kırmızıyı sevdiğinden daha çok komşu çocuğundan nefret ettiğini düşündü. Sinirlendi. Az önce kendisine inanılmaz şeyler yaşatan bu karanlıktan nefret etti bir anda. Elini cebine attı ve o bir bütün büyük karanlığın bir parçasını avucuna alıp kalanından ayırdı. Avucundaki zippoyu ateşledi. Küçük bir karanlık parçası şimdi...