Evdeki herşey yavaş yavaş tükeniyor. Kimsenin ev ihtiyaçlarını gideresi de yok hani. Malum tatile giriyoruz birkaç zamana. ''Şimdi ne gerek var, az idare edelim tatilden sonra alırız'' kafaları. Tamam iyi güzel de yani herşeyin bir boyutu var. Di mi...
Sabun bitti önce. Her ne kadar biteceğini öngörüp daha şişenin yarısında sulandırmaya başlasakta bitti işte. Nankör sabun. Sen o kadar hayatta kalması, devam etmesi için çaba göster gelsin yine de bitsin. Neyse biz de duş jellerine geçtik tabi sabunun içimizde açtığı derin yarayı, yaptığı ayıbı anında unutup. Onlar da bitti. Ayıp üstüne ayıp. Ama allah için hakkı var şimdi duş jeli için çabalamadık hiç. Sulandırmadık. Eceliyle öldü o. Kızamıyoruz o yüzden. Onurlu bi hayat sürdü diyelim. Tabi duş jeli bitince biz şampuanı da duş jeli gibi kullanmaya başladık. Şampuan da garibim pek dayanamadı hal böyle olunca. Bir şampuanın hem şampuan gibi hem duş jeli gibi kullanılması ondan çok şeyler götürür bilirsiniz. Şampuanın bitmesi bizim için bir eşikti. Çünkü artık sabun duş jeli şampuan gibi ürünlerin üst başlığına geçmemiz ve temizlik ürünleri yaklaşımıyla bulaşık deterjanını kullanmamız gerekiyordu. Neyse ki olmadı. Yani en azından benim için. Kimse yokken gizli gizli kullananlar varmış diyorlar ama... Yok ya kullanmamışlardır herhalde. Yani anlardım azalmasından falan.. Yani sanırım. Gerçi geçen çamaşır deterjanı bitti hiç çamaşır yıkamadan.. haydaa.. Ondan mıydı ki o acaba..
Biten tek şey sabun ve benzeri klasman ürünleri değil tabi. Daha kilit şeyler de var hayatta. Mesela tuvalet kağıdı. Her güzel şey gibi o da bitti. Evdeki fillerin soyunu tükettik. Hadi en kötü duş almazsın da göte hükmetmek yüksek mental kuvvet isteyen bir şey. Öyle olmuyor yani ha deyince. Napalm dedik biz de kağıt havlulara geçelim madem. Kağıt havlu ve tuvalet kağıdı arasındaki farkı tam bir hafta hissettik. Zımpara gibiler. Sırada ıslak mendiller vardı. Takip eden bir hafta boyunca da taharet musluğu kullanılmadı evde. Rahat aslında. Ben baya sevdim ıslak mendilleri. Ama mentollüleri biraz sıkıntılı. Hani ne biliim kararında olursa efil efil oluo yaz günlerinde ama... Bazen ki özellikle acılı tüketildiği zamanlar sonrası diyebilirim, farklı bir deneyim. İnsanı ıslah ediyor. Tanrı tarafından sınandığını düşünüyor insan. Bu acılara göğüs geren arkadaşlardan iki tanesi ferrarisini satan bilge oldu geçen hafta. Biraz farklı tabi bizimkiler. Ferrarileri yok. Gözümüzün önünde tükenen ıslak mendiller sonrası tam A4 kağıtlar bize göz kırpıyorken alt katta halimize acıyan arkadaşlar bir rula tuvalet kağıdı verdiler bize. Allah bildik kendilerini. 2 haftadır tapıyoruz.
Sabun bitti önce. Her ne kadar biteceğini öngörüp daha şişenin yarısında sulandırmaya başlasakta bitti işte. Nankör sabun. Sen o kadar hayatta kalması, devam etmesi için çaba göster gelsin yine de bitsin. Neyse biz de duş jellerine geçtik tabi sabunun içimizde açtığı derin yarayı, yaptığı ayıbı anında unutup. Onlar da bitti. Ayıp üstüne ayıp. Ama allah için hakkı var şimdi duş jeli için çabalamadık hiç. Sulandırmadık. Eceliyle öldü o. Kızamıyoruz o yüzden. Onurlu bi hayat sürdü diyelim. Tabi duş jeli bitince biz şampuanı da duş jeli gibi kullanmaya başladık. Şampuan da garibim pek dayanamadı hal böyle olunca. Bir şampuanın hem şampuan gibi hem duş jeli gibi kullanılması ondan çok şeyler götürür bilirsiniz. Şampuanın bitmesi bizim için bir eşikti. Çünkü artık sabun duş jeli şampuan gibi ürünlerin üst başlığına geçmemiz ve temizlik ürünleri yaklaşımıyla bulaşık deterjanını kullanmamız gerekiyordu. Neyse ki olmadı. Yani en azından benim için. Kimse yokken gizli gizli kullananlar varmış diyorlar ama... Yok ya kullanmamışlardır herhalde. Yani anlardım azalmasından falan.. Yani sanırım. Gerçi geçen çamaşır deterjanı bitti hiç çamaşır yıkamadan.. haydaa.. Ondan mıydı ki o acaba..
Biten tek şey sabun ve benzeri klasman ürünleri değil tabi. Daha kilit şeyler de var hayatta. Mesela tuvalet kağıdı. Her güzel şey gibi o da bitti. Evdeki fillerin soyunu tükettik. Hadi en kötü duş almazsın da göte hükmetmek yüksek mental kuvvet isteyen bir şey. Öyle olmuyor yani ha deyince. Napalm dedik biz de kağıt havlulara geçelim madem. Kağıt havlu ve tuvalet kağıdı arasındaki farkı tam bir hafta hissettik. Zımpara gibiler. Sırada ıslak mendiller vardı. Takip eden bir hafta boyunca da taharet musluğu kullanılmadı evde. Rahat aslında. Ben baya sevdim ıslak mendilleri. Ama mentollüleri biraz sıkıntılı. Hani ne biliim kararında olursa efil efil oluo yaz günlerinde ama... Bazen ki özellikle acılı tüketildiği zamanlar sonrası diyebilirim, farklı bir deneyim. İnsanı ıslah ediyor. Tanrı tarafından sınandığını düşünüyor insan. Bu acılara göğüs geren arkadaşlardan iki tanesi ferrarisini satan bilge oldu geçen hafta. Biraz farklı tabi bizimkiler. Ferrarileri yok. Gözümüzün önünde tükenen ıslak mendiller sonrası tam A4 kağıtlar bize göz kırpıyorken alt katta halimize acıyan arkadaşlar bir rula tuvalet kağıdı verdiler bize. Allah bildik kendilerini. 2 haftadır tapıyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder