Hiçbir şey tükenmedi. Aslında herşey eskiden olduğu gibi hala
daha var. Sadece ufalandılar. Küçük küçük parçalandılar ve birbirlerine
karıştılar. Artık bir arada, yan yana görmek imkansız aynı olanları. En ufak
halleriyle herşey heryerde ve herşeyde. Birbirlerinin içinde hepsi.
Büyük gruplar halinde alıp küçük parçalar halinde
birbirlerine kattılar. Küçücük silisyumlarla plastikler yan yana bilgisayarlarda,
reçine ve karbon lifleri uçaklarda, aliminyumla pudra deodorantlarda... Artık
bir parça demir sadece demir olarak bulunamıyor. Herşey birbirinin yardımıyla
güçlendirildi iyileştirildi. Ama herşey tükendi. Geri dönüşüm üretimle aynı
hızda gelişemedi. Madenler bitti. Hiçbir şey saf değil.
Teknoloji artık gelişmiyor. Var olan ise
bozulmaya başladı. Tüketicilerin kısa zamanda yenisini almalarını
stratejileyerek kısa ömürlü ürünler piyasaya süren üreticiler kendilerini
vurdular.
Temel sorun açlık. Protein katılmış gıdalar, tat katılmış gıdalar, boya ve biçim katılmış gıdalar tükendi çoktan. Bitkiler için ise yeterli minarel yok artık
toprakta. Tüm minareller başka maddelere hapsedilmiş durumda. Başka maddeler de
minarellere. Hiçbir şey olası gerktiği yerde değil. Olması gereken yerlere
ulaşabilecekleri yolları da kalmadı. Döngüler bozuldu.
Ne bizim ne doğanın kullanabildiği artıklar
heryerde. Kullanılmayanlar, çözünemeyenler...
Ama yine de herşey burda işte. Magnezyumsa magnezyum, çinkoysa
çinko, demirse demir... O küçücük krem, diş macunu, deterjan, boya kutularında iç içeler. Küçük paketleri barındıran büyük paketler ve onları barındıran daha büyük paketleriyle.
Yorumlar
Yorum Gönder