İnsanlar toplanmış. Bir olay var belli. Fakat ne? O kadar sıkışık ki... Ne olduğuna bakmak için baya itip kakmam gerekecek. O zahmete değer mi acaba? Malum belki bu kadar adam oturmuş iş makinası seyrediyordur.
Gözüme ilk çarpana sordum. Güzel bir şey varsa ben de ön taraflarda yerimi edineyim. O da bilmiyormuş. İnsan kalabalığı o kadar fazla ki en arka tarafa olay ile ilgili bilgi ulaşamamış.
Arkadaki birkaç sırayı atlattıktan sonra nihayet intahar etmek üzere olan birinin atlamasını beklediğimiz kesinleşiyor.
Öne doğru ilerlerken hala atlamayana, beklemekten yorulmuş sitemler duyuyorum. Hemen çevrelerindeki küçük öbekler tarafından susturuluyorlar. Topluluk kısım kısım ölüm istiyor. Kendilerine sunulan adağı ritüelin bitmesini sabredemeden istiyor. Ama bu mistik havanın bozulmasını istemeyenler daha çoğunlukta...
Öndeyim. Kırk, kırkbeş yaşlarında bir kadın. Mavi bir elbise giymiş. Saçları, makyajı tam. Sanki bu gün için hazırlanmış bir özen var üstünde. Bilinçli bir son olacağı çok belli. İnsanlara hayatını anlatıyor. Kızını ne kadar çok sevdiğinden bahsediyor özellikle. Ama kızının hikayesinde de hep geçmiş fiil çekimleri... Ondan sonra kendisini iyileştiremedi belki.
Kısa ve net cümleler. Hikaye bugüne geldiğinde bitecek belli ki. Bir geçmiş zaman da kendi hayatına eklenecek.
Bir de bir grup insan geldi. En önde... Kadını ikna etmeye çalışıyorlar vaz geçip kendilerine katılması için, kadın da onları...
Kadın ve yakınları arasındaki müzakere süreci devam ederken bütün teknik destek tamamlanıyor. Herşey hazır. Bütün senaryolara karşı bir hareket planı var. Ambulans, itfaiye, polis, akrabalar, psikolog...
Kadın tüm bu olayların ortasında bir an duruyor. İnsanlara bakıp:
-Çikolata var mı?
Toplulukta inanılmaz bir hareketlenme. Herkes birbirine çikolata soruyor. Ama çikolata yok. Kadın:
-Yok mu? Peki tamam o zaman.
Deyip atlıyor.
O gün orda tuhaf bir şey oldu. Tüm hazılıklar tamdı fakat çikolata yoktu. Tatbikatlarını oynadı herkes ezberden ve herşeyi hazır kriz yönetimi kurtaramadı. Kadın kazandı. Kadın tek başına bütün o insanlara karşı kazandı. O seyirci grubuna istediklerini verdi.
Gözüme ilk çarpana sordum. Güzel bir şey varsa ben de ön taraflarda yerimi edineyim. O da bilmiyormuş. İnsan kalabalığı o kadar fazla ki en arka tarafa olay ile ilgili bilgi ulaşamamış.
Arkadaki birkaç sırayı atlattıktan sonra nihayet intahar etmek üzere olan birinin atlamasını beklediğimiz kesinleşiyor.
Öne doğru ilerlerken hala atlamayana, beklemekten yorulmuş sitemler duyuyorum. Hemen çevrelerindeki küçük öbekler tarafından susturuluyorlar. Topluluk kısım kısım ölüm istiyor. Kendilerine sunulan adağı ritüelin bitmesini sabredemeden istiyor. Ama bu mistik havanın bozulmasını istemeyenler daha çoğunlukta...
Öndeyim. Kırk, kırkbeş yaşlarında bir kadın. Mavi bir elbise giymiş. Saçları, makyajı tam. Sanki bu gün için hazırlanmış bir özen var üstünde. Bilinçli bir son olacağı çok belli. İnsanlara hayatını anlatıyor. Kızını ne kadar çok sevdiğinden bahsediyor özellikle. Ama kızının hikayesinde de hep geçmiş fiil çekimleri... Ondan sonra kendisini iyileştiremedi belki.
Kısa ve net cümleler. Hikaye bugüne geldiğinde bitecek belli ki. Bir geçmiş zaman da kendi hayatına eklenecek.
Bir de bir grup insan geldi. En önde... Kadını ikna etmeye çalışıyorlar vaz geçip kendilerine katılması için, kadın da onları...
Kadın ve yakınları arasındaki müzakere süreci devam ederken bütün teknik destek tamamlanıyor. Herşey hazır. Bütün senaryolara karşı bir hareket planı var. Ambulans, itfaiye, polis, akrabalar, psikolog...
Kadın tüm bu olayların ortasında bir an duruyor. İnsanlara bakıp:
-Çikolata var mı?
Toplulukta inanılmaz bir hareketlenme. Herkes birbirine çikolata soruyor. Ama çikolata yok. Kadın:
-Yok mu? Peki tamam o zaman.
Deyip atlıyor.
O gün orda tuhaf bir şey oldu. Tüm hazılıklar tamdı fakat çikolata yoktu. Tatbikatlarını oynadı herkes ezberden ve herşeyi hazır kriz yönetimi kurtaramadı. Kadın kazandı. Kadın tek başına bütün o insanlara karşı kazandı. O seyirci grubuna istediklerini verdi.
Yorumlar
Yorum Gönder