Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ne düşünmüşte yazmış bu ''Dolmuş''u

Ben biraz kapalı yazmışım şimdi merak edenler de oldu. Her ne kadar okuyanda oluşan aslolansa da ne düşündüm de yazdım ben bu ‘’Dolmuş’’ başlıklı yazıyı bir anlayatım dedim. İlgili yazının linki http://efearin.blogspot.com.tr/2015/03/dolmus.html şeklinde. Öncelikle dolmuş yalnızlık durumunu belirten bi imge. Hiçbir yerden gelip herhangi bir yere giden sürekli hareket halinde bir araç. Yani insanların yeri geldiğinde bi şekilde dahil oldukları bir durum. Küf kokan ve donuk renkli... Karakter günlük güneşlik bir havada ya da tertemiz, huzurlu, ferah bir çevrede aslında. Ama kendisini o iyi durumdan ayrı tutan bir şey var. Kahverengi tonlardaki kıyafeti onu durumundan farklı kılan bir sorun veya farklılığı isteyip kendisini ona uygun bir şekilde hazırlamış halde. Olması gerektiğinden farklı birisi o an için. Bilinçli bir yalnızlaşmaya gidiyor. Nerede olduğunu bilmeyen, nasıl devam edeceğini bilmeyen boşlukta bir halde bulamadığı cevapları yalnızlıkta aramaya karar veriyor....

Dolmuş

Yol kenarındayım.  Hava günlük güneşlik. Yazın ortasında kışa yakışan solmuş kahverengi tonlarında kıyafetlerle bekliyorum. Tertemiz ve huzurlu günün içime sızasını engelleyen bir işlevi var sanki bunların. Biraz midem bulanıyor. Etraf bomboş. Nerdeyim ben? Ne bir yol, ne bir işaret. Nasıl gideceğim burdan? Çok geçmeden uzaklarda bir dolmuş beliriyor. İçimde bir umut. Beni alıp götürecek olan o işte. Yavaş yavaş gelip duruyor önümde. Kıyafetlerimle uyumlu içerisi. Eski bir küf kokusu hakim... Nereye gittiğini sormuyorum. Aramızda tek bir diyalog bile geçmiyor. Sadece kafasını çevirip gri mimiklerle bir anlık bakıyor bana şoför. Bedelini ödeyip en arkaya geçip oturuyorum. Bomboş dolmuşta 2 kişi ancak bu kadar uzak oturabilir birbirine.Arka koltukları severim. Hakimiyeti sağlıyor arkada oturmak. Herkesi izleyebiliyorsun. Bu bağlamda yalnızlar için güzel bir meşgale olanağı sağladığı gibi çok kişilik gruplar içi de bir arada oturulabilecek bir toplaşma yeri olabiliyor arka koltuk...

Alışveriş

Ben 30 yaşına gelmiş ama hala daha annesinin aldıklarını giyen biriyim. Alışverişe hiç çıkmam. Annem ne alırsa giyerim. Alışverişe çıktığım o bilmem kaç sene öncesinde de hep annemleydim. O zaman da söz sahibi değildim tabi giyeceklerim konusunda. Sırt dönülüp ölçü alınacak doğru omuz genişliğine sahip tek insandım neyseki kendim için. Boy atmam sona erince ona da gerek kalmadı. Ölçüyü ezberleyen annem hepten bensiz çıkıyor artık. Galiba şu an bu durumda olmamın sebebi annem. Çünkü kendisiyle pek de iyi olmayan alışveriş maceraları yaşadık ve sanıyorum bilinç altım bir zaman sonra bana alışverişi yasakladı. Cinsellikten daha büyük bir tabu bence alışveriş. Cinselliğin benim gibi bir insan için de ne kadar büyük bir şey olduğunu söylememe gerek yok sanıyorum. Kadınlar genelde kendilerinden bir nesil öncesi kadınlar tarafından seçilmiş kıyafetleri giyen erkekleri talep etmiyorlar günümüzde. Annemin kıyafet beğenilerinin büyüyen benle birlikte büyümemesinin de katkısı büyük tabi. Aya...