Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Restoran

Sigara kullanıyor musunuz, diye sordu. Restoranın ayrımındayım. Takip eden iki saatimin kimliğini edineceğim. Sağ tarafı seçerek bir sigara içen veya sol tarafı seçerek bir sigara içmeyen olarak devam edebilirim. Kısa bir süre duraksayıp iki tarafı da görebildiğim bu hakim yerden seçimim sonrasında parçası olacağım toplulukların profiline bir bakıyorum. Sigara kullanan mı olmalıydım yoksa sigara kullanmayan mı? Sigara içmeyen bölümü çocuklarına sağlıklı bir gelecek inşa etmek için hayatlarından vaz geçmiş aileler tarafından kapatılmış. Genel olarak boş olmasına karşın etrafta koşturan çocuklarla fonda kaotiklik elde edilmiş. Sigara içen bölüm görebildiğim kadarıyla dolu. Çocuk yok. Fazla az ve fazla çok yaşların toplandığı sigara içmeyenler grubundan arta kalan gençler bu bölümde. Çocuk çığlıkları, anne azarları ziyadesinde şen kahkahalar yükseliyor buradan daha çok. Genel olarak herkes oturuyor. Öyle ortalıkta koşturan eden yok. Fakat sigara içilmeyen bölümünün önüne doğru ayakta...

Haydaa, Nereye Düştük

Dışarıda bir sürü fotoğrafçı var. Bütün kadrajların kesişim kümesinde de bulunduğum bina… Yapıları fazla yeni şehirlerin eski binalara tutkusu, hemen önümdeki sokaktan geçen rastgele birine dünyanın dört bir tarafına dağılmış kimliksiz hatıralar edindirtiyor. Bense John Constantine tiryakiliğinde sigaranın, Tabutta Rövaşata kalitesindeki şaraplarla tüketildiği bu yerde oturmuş olup biteni izliyorum. Dip sesi olan bu koca şehrin ender sakin yerlerinden burası. Dökülmüş sıvaların arasında bir dost meclisi… Dışarıdaki fotoğrafçılarla saatlerdir karşılıklı bakışıyoruz. Ben çıplak gözle onlar merceklerle... Normalde bu kadar uzun süre hiç tanımadığınız bir insanla bakışamazsınız. Birkaç saniyeyi aşan uzunluktaki bakışmalar bile “birader ne baktın” öfkesine veya “çok siz güzelsiniz sen abla” aşklarına sebebiyet veren derin duygulara ulaşabilir. Ama arada mercek varsa… Of, ağır ağır içim bayıldı be. Bu ne böyle. İşte tam o anda yan masamdaki Ahmet Abi çekti tabancasını. Herkes bi...

Kırtasiye

Kocaman bir kırtasiyedeyim. Bulunduğu küçücük şehri utandıracak kadar büyük bir kırtasiye burası. Civarın minimalist yaklaşımına inat bir şaşaaya sahip. Bitmek bilmeyen koridor koridor reyonlarında her çeşit kalemden kusturacak kadar mevcut. En sevdiğim. Boş zamanlarında kırtasiye gezmeye bayılan ben için cennet, cennet. Sık sık gelirim buraya. Ama bu sefer bir değişiklik var kalem reyonunda. Aralıklı aralıklı küçük kağıtlar koymuşlar kalemleri denememiz için. Uzun yıllar inat etti şu furyaya bu kurum. En küçük kırtasiyelerde bile standart sunulan bu kırtasiye için lükstü şimdiye kadar. Ellerimizde cilt kanserleriyle çıktık hep buradan biz kalem severler. Neyse ki artık kağıtlarımız var. Bütün kağıtlar hunharca karalanmış. Yer kalmamış kalemleri denemeye neredeyse. Bir iki güne ellere geri dönülür değiştirilmezse bunlar. Dolmuş kağıtlardaki bazı kalemlerin üstünlüğü tartışılmaz fakat. Civarının en güçlü kaleminin rengine bürünmüş tümden her biri. Reyondaki kalem bölge krallıkl...