Kocaman bir kırtasiyedeyim. Bulunduğu küçücük
şehri utandıracak kadar büyük bir kırtasiye burası. Civarın minimalist
yaklaşımına inat bir şaşaaya sahip. Bitmek bilmeyen koridor koridor
reyonlarında her çeşit kalemden kusturacak kadar mevcut. En sevdiğim. Boş
zamanlarında kırtasiye gezmeye bayılan ben için cennet, cennet.
Sık sık gelirim buraya. Ama bu sefer bir değişiklik
var kalem reyonunda. Aralıklı aralıklı küçük kağıtlar koymuşlar kalemleri
denememiz için. Uzun yıllar inat etti şu furyaya bu kurum. En küçük kırtasiyelerde
bile standart sunulan bu kırtasiye için lükstü şimdiye kadar. Ellerimizde cilt
kanserleriyle çıktık hep buradan biz kalem severler. Neyse ki artık
kağıtlarımız var.
Bütün kağıtlar hunharca karalanmış. Yer kalmamış
kalemleri denemeye neredeyse. Bir iki güne ellere geri dönülür değiştirilmezse
bunlar. Dolmuş kağıtlardaki bazı kalemlerin üstünlüğü tartışılmaz fakat. Civarının
en güçlü kaleminin rengine bürünmüş tümden her biri. Reyondaki kalem bölge
krallıklarının bayrakları olmuş kağıtlar. Kimisi yekpare kırmızı, kimisi simli
mavi… En yakınında bulunan kağıtları domine eden bu kral kalemler ise yavaştan
yarılanmaya başlamış bile. İnsanlarda da küçükten bir ,genelde deodorant reyonlarında
görmeye alışık olduğumuz, ‘arkadan seçme’ durumu oluşmuş haliyle. Herkes
kalemleri denemek istiyor fakat denenmiş kalemleri almak isteyen yok. Alt
tabaka cinsellik sorunları dönüyor kalemler üzerinden. En popüler kalemlerin
aynı zamanda en kullanılmış kalemler olması durumu kırtasiye için biraz üzücü
olsa gerek. Belki de kağıt koymak o kadar da iyi bir fikir değildi burası için.
Belki de şirketin sonunu getirecek şu küçük sinsi şeyler. Bu dükkan için ben
ellerimden vazgeçerim. Kaldırsınlar kağıtları geri gerekirse. Canım kalem
cennetim benim.
Ben de başladım o kağıtları karalamaya. Karalarken
de gözüme ilişiyor başkalarının benden önce bıraktığı izler. Görseniz ne
öfkeler, ne sevgiler, ne ayrılıklar… Toplumun nabzını tutuyor o küçücük
kağıtlar. Bir 15 kalem kadar sonra yersiz özneli yazılmış ‘Hemen Ara, Seda 05...’
görünce kağıtlardan birinde bütün kağıtlara havalı bir şekilde adımı soyadımı
yazıp imzaladığımı fark ettim. Seda zihin açtı bende. Sağ ol Seda. Emin ol en
yakın zamanda arayacağım seni. Gerçi sanki kim ne yapacaksa… Ne bileyim işte
huzursuz oldum bir kere. En başa dönüp bütün imzalarımı karaladıktan sonra elimde
yeni demek istediğim kalemle kalakaldım. Yok yapamıyorum. Tamam kalem var, kağıt
da var ama ne çizerek deneyeceğim. İsim imza elenince saçma bir farkındalık
geldi. Alelade bir şey yazmak olmaz şimdi. Ele karala geç değil artık sistem.
Herkese açık bir platform var ortada. Vurucu bir şey olmalı. Bir üslubu olmalı.
Varlığımı o küçük kağıtlarda kanıtlayası oldum durduk yerde. Bu kağıt olayı git
gide kafamı bulandırmaya başladı. Biraz ciddiye aldım galiba şu işi.
Kalp çizmeye başladım. Yeni imzam bu. Bütün sırayı
kalplerle donattıktan sonra reyonun ortalarında beğendiğim kalemi tekrar
bulabilmek için bir tur daha atmam gerekti. İşte o anda fark ettim ki
kalplerime oklar çizilmiş. Mükemmel bir hikaye. Aşk başlayacaksa böyle
başlamalı. Umarım bir kadındır. Peşine düştüm hemen. Sıranın en başından tekrar
kontrol ettim her bir kağıdı. İşte sırasıyla verilerim. İlk grup karalama
(üzeri örtülmüş imzalarıma tekabül eden kısım). İkinci grup oklu kalp. Arada bir
yarı oklu yarı oksuz kısım var. Ve son olarak üçüncü grup oksuz kalp. Bu
doğrultuda sanırım hepsi… Evet. Benmişim. Baya baya zamanla kalbimin oku
düşmüş. Söylene söylene oksuz kalp olmuş. Lanet gitsin. Yalnızlık işte oluyor
böyle yersiz heyecanlar arada.
Topladım bütün kalplerimi. Çıktım gittim. Kapıdan
çıkarken “Beyefendi kağıtları götürmeyin.” diye bir ses yükseldi arkamdan. Benim
hikayem bu, çekilin aradan lütfen. Yalnız bırakın beni (gözümde tek damla yaş).
sevgili efe burnumun diregini sizlatti
YanıtlaSil