Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şirket 3

(Şirket 2’nin devamı) Bir avuç dolusu tebeşirle daldım içeri.  Hiç öyle bu ne be demeyin. Ortaokuldan biliyorum çok işe yarıyor tebeşir. Daha maşallah kimse ayılamamış şirkette, bütün göz kapakları yarıda. Dün geceden sonra dört saat bile uyumadılar tabi. Ama durun siz az sonra nabzınıza tavan yaptıracağım. Bizden habersiz başkalarına iş mi yaptırıyorsunuz lan, diye bağırmaya başladım. Aracı şirket olmaktan kurtulamayacak mıyız biz. Madem işi başkası yapıyor siz neden varsınız. Neden departman olarak birleştik lan, dedim. Lan’ların üzerine özelikle basıyorum ki ciddiyetim anlaşılsın. Öfkeli söylemlerdeki lan’lara hep inanmışımdır. Aman nasıl asiyim nasıl atarlıyım bir görseniz. Arada bir abi açıklayabiliriz çıkışları oluyor, hemen tebeşir fırlatıp bastırıyorum. Hırsımı alana kadar bırakmam. Bilerek ıskalıyorum ama tebeşirleri. Malum, sonunda bir anlaşma ortamı olursa şayet bana sağlam lazımlar. Ne kadar zarar verebilirsin ki zaten demeyin, bacak kırmışlığım var tebeşir fı...

Şirket 2

(Şirket’in devamı) Şirket içi yemekmiş. Şaka mı bu. Zaten yedi kişiyiz, her öğlen birlikte yiyoruz. Daha neyin yemeği. Gelmiyorum ben dedim. Zorunluymuş. Kim koyuyor yahu bu zorunluluğu. Yedi kişiyiz be. Doğrudan demokrasiyle yönetilebilecek azınlıktayız. Gel sor akşam birlikte mi yesek diye. Şuna bak davetiye maili yazmış bir de elli metrekare yerde yüzüme baka baka. Mükemmel kurumsal, inanılmaz profesyoneliz ya. Diğer şirketin elemanlarından oluyor bunlar hep. Diğer şirket dediysem şu birleştiğimiz şirket işte canım. Bunlar bizim departmana yeni giren ablayla kaynaşacaklar diye zaten iki haftadır gitmediğimiz tiyatro, sinema, sergi kalmadı. Ne ara bu kadar sanatsever olmuşlar anlamak mümkün değil. Eve gidip dinlenemez olduk. Her gece bir olay her gece bir eğlence. Peki ya gündüz? Gündüz herkes geberik. İş yapan var mı? Yok. Bak yine üç gün kaldı teslime hala daha ne durumdayız bilgi veren yok. Bir de tutup daha yüksek fiyatlı işler bağlayın diyorlar. Ne oldu kardeş paracıkların...

Şirket

Yeni mezun olmuştuk. Hepimiz de vasat öğrencilerdik. Şirket kurabileceğimize bizi inandırabilecek pek bir altyapımız yoktu. Haliyle Bill Gates, Larry Ellison gibilerinin okumadan zengin olma hikayelerine tutunduk. Yaparız gibi geldi. Üstelik biz okulu da bitirmiştik. Fakat daha ilk işimizde yıllarca okumaktan üzerimize yapışmış nasıl olsa son akşam sabahlarız planlamasıyla bütün işi mahvettik. Önce çöp çektik. Sonra itirazlar oldu, taş makas kağıda dödük. İtitazlar oldu. Yazı tura attık, random generator kurduk, zar attık, üç üzerinden tavla attık, masa tenisi attık… Olmadı. Kimse arayıp da yetiştiremeyeceğimizi söylemek istemedi. Sonra bir ihtimal yan şirkete gittik. Sorumluluğu üzerinde hissetmeyen biri pek ala sesi titremeden gerekli açıklamayı yapabilirdi. Kimse kabul etmedi. ‘Ama biriniz yapmalı, çöp çekseniz?’ dedik. Kovdular. Şirketin geleceğiyle ilgili şüphelerimizin iyice artmasından olacak ofise dönüp birer kahve söyledik. Şirket olarak rahatlığımızın dillere destan...