Ana içeriğe atla

Şirket 3

(Şirket 2’nin devamı)

Bir avuç dolusu tebeşirle daldım içeri.  Hiç öyle bu ne be demeyin. Ortaokuldan biliyorum çok işe yarıyor tebeşir. Daha maşallah kimse ayılamamış şirkette, bütün göz kapakları yarıda. Dün geceden sonra dört saat bile uyumadılar tabi. Ama durun siz az sonra nabzınıza tavan yaptıracağım.

Bizden habersiz başkalarına iş mi yaptırıyorsunuz lan, diye bağırmaya başladım. Aracı şirket olmaktan kurtulamayacak mıyız biz. Madem işi başkası yapıyor siz neden varsınız. Neden departman olarak birleştik lan, dedim. Lan’ların üzerine özelikle basıyorum ki ciddiyetim anlaşılsın. Öfkeli söylemlerdeki lan’lara hep inanmışımdır. Aman nasıl asiyim nasıl atarlıyım bir görseniz. Arada bir abi açıklayabiliriz çıkışları oluyor, hemen tebeşir fırlatıp bastırıyorum. Hırsımı alana kadar bırakmam. Bilerek ıskalıyorum ama tebeşirleri. Malum, sonunda bir anlaşma ortamı olursa şayet bana sağlam lazımlar. Ne kadar zarar verebilirsin ki zaten demeyin, bacak kırmışlığım var tebeşir fırlatarak. Tabiki abartıyorum, saçmalamayın.

Tebeşirleri kararlı almışım. Yeter artık yoruldum dediğim anda son tebeşiri fırlattım, tam denk geldi. Sustum açıklama bekliyorum. Kimseden tık yok. Sıra sizde açıklama beliyorum, diye bağırdım. Sonra çok mu yumuşadım acaba dedim, lan diye de ekledim sonuna. Fakat bu seferki pek olmadı. Es verince araya, lan’la cümle arasındaki bütünsellik bozuldu, etki kayboldu. Anlatın diye yineledim. Saklandığı bilgisayar ekranının arkasından bir kafa belirdi. Tebeşir? Diye sordu. Bitti, dedim. Bir anda kapının arkasından, masanın altından, dolabın arasından insanlar belirmeye başladı. Meğer boşluğa nutuk çekiyormuşum. İlk söyledikleri abi vallaha dışarıya yaptırdığımız son işimizdi oldu, ikincisi ise sen kimden duydun. Soran da bana her şeyi anlatan. Hatırlamıyor ki düne dair hiçbir şey. Bizim departmandakiler de yazık olayı yeni öğrenmişler ağızlarını açıp konuşamıyorlar bile.

Keşke ıskalamasaymışım. Komple bıraktık. ‘Departman olarak şirket arıyoruz’ diye de iş ilanı verdik. Nasıl, deneysel değil mi? Saçmadır, bir iki insan da aradı. Bir tanesi de yine sınıf arkadaşlarımızdan. Nasıl bereketli bir sınıfız görüyorsunuz. Herkesin şirketi var. Mezun olduğumuz gibi bir AVM açsak açarmışız. Önce abi bu ne biçim şeydir, dedi. Sonra gelin bize, dedi, isminizi de alabiliyorsunuz değil mi, dedi. Yok, dedim, biz çıktık haliyle isim şey olmadı. He bize isim lazımdı ya tüh dedi, kapadı. Okuldan biliyorlar tabi bizden bir cacık olmayacağını ama görüyorsunuz nasıl bir marka yaratmışsak artık. Köroğlu Yazılım. Heyt be. Yurtdışı pazarına açılırız diye de alan adını ingilizce almıştık, ‘blindmansson’.

Baktım olacak gibi değil. Bizimkilerin korsan iş yaptırdığı firmayı aradım. Dedim böyle böyle, sizin işleri aslında hep biz ayarladık, gelelim mi? İki hafta sonra başladık yeni şirketimizde. Tam sürünsün şimdi Köroğlu Yazılım, biz şimdi yeni şirketimizle çok mutluyuz derken bir güruh daha işe alındı firmada. Kim tahmin edin. Köroğlu Yazılım. Boşunaymış onca hırgür, keşke en başından birleşseymişiz. Artık hep birlikte Yıldırımoğlu Yazılım için çalışıyoruz. Alan adımız da tabi ki ‘lightningmansson’.

Yorumlar