Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dondurma

Hayatınız bazen bayır aşağı akar gider. Ne güzel dersiniz, boşa atarsınız, eforsuz ve kaygısızca işleyişleri gözünüzle takip edersiniz. Zamanında oluşturduğunuz temeller yolunu bulmuş gibi görünür. Artık size gerek kalmadan da bir şeylerin hallolabildiğini düşünürsünüz, rahatlarsınız. Etrafınızdan olan biten geçip gitmeye devam eder. Sonra giderek hızlanırsınız. Hayat heyecanlı olmaya başlar. Hep uğraştım, biraz da hızlı yaşamın tadına bakayım dersiniz. Yokuş giderek dikleşir, siz de giderek daha çok heyecanlanırsınız. Sonra bir noktada yol o kadar dikleşir ki, ayaklarınızın zeminden ayrıldığını fark edersiniz. Ne güzel dersiniz. Uçtuğunuzu sanırsınız, fakat çakılmaktasınızdır. Zamanında temellendirdiğiniz şeyler artık gerçekten size ihtiyaç duymamaktadır. Onlar için bir yük haline gelirsiniz. Bir anda zihninizde tüm olan bitenleri hızlıca gözden geçirip bir sebep bulmaya çalışırsınız. Suçlamalarınız artar. Nereye çarpacağınızı bilemezsiniz. Kanatlarınızın aslında sizi kamikazeye ç...

Gitmeyin Rusya Müzik Birliği Solist Üçlüsü Flüt, Çello, Piyano ve Ötücü Kuşlar (ÇSM 4.11.19)

Bugün için bir de saatlerce plan yapmaya çalıştık. Ya saatler uymadı ya yer kalmamış. Sonra bu arayışta Ece’nin bir zamanlar bilmem ne etkinliğine bilet aldım gibi bir lafı geldi aklıma. O neydi ne zamanaydı bir söyle de takvime ekleyeyim unutmuşum onu dedim. Aksi gibi bugüneymiş. Meğer zaten bir etkinliğimiz varmış. Rabbiş nasıl kafaya taktıysa bizi artık, özenle hazırlamış olay örgümüzü. Kaçarımız olmasın, o işkenceyi mutlaka çekelim istemiş. Bir de sevindik var ya oh ne güzel etkinlik var falan diye. Binadan içeri girip Ece’yi görene kadar neye geldiğimizden pek haberdar değildim. Flüt, çello ve piyanoya eşlik eden bir de ötücü kuşlar adında vokal grubu var diye düşünmüştüm. Değilmiş. Meğer gerçekten ötücü kuşlar baya kuşmuşlar. Ece allahasen ‘cibili cibili şak şak’ dinlemeye mi getirdin bizi dedim. Yok ama eğitimlilermiş, değişik bir deneyim olabilir dedi. Gel allahasen boş ver şu karşıda bir çay kahve içelim diyecektim tam ki kapılar açıldı sıraya girdik. Kitlenin içinde sır...

Yemeyin Bilkent Fameo

Zaten menü istedik kitap geldi. Menü derinliğinin menü kuyusu olduğu yerden korkacaksın. Belli yani her şeyi yapacağım diye hiçbir şeyi yapamayan bir yer. Bir yarım saat debelendikten sonra garsona tatlılar için sayfa kaçı açmam lazım dedim. San sebastian ve iki çay söyledik. Peynirli ekmek ve ıslak bergamot geldi. Görüntüsünden taş gibi olduğu belliydi. Garson masaya bıraktığı anda telaşlanıp, biz sufle söylemiştik ama san sebastian geldi, dedim bir hışım. Belki anında şu çirkinden kurtulabiliriz diye düşünmüştüm, ama yemedi. Yoo san sebastian söylemiştiniz dedi, gitti. Nasıl bir müessese ya bu. Sufle söylemişsem sufle söylemişimdir arkadaş. Bir 10 dakika kadar san sebastianımıza baktık. Üzerinde üçüncü derece yanıklarıyla can çekişiyordu. Sonra çaylar geldi. Şu yukarıda gördüğünüz iğrenç bardaklarla.. Sizi sıcak bardaktan uzak tutsun diye tasarlanmıyor mu bu kulplar. Kaçarı yok orta parmağınızın dışı cama yapışıyor bardakta. Elin üzerindeki deri de çok ince. Avuçlayarak tutsanız ç...