Bugün için bir de saatlerce plan yapmaya çalıştık.
Ya saatler uymadı ya yer kalmamış. Sonra bu arayışta Ece’nin bir zamanlar
bilmem ne etkinliğine bilet aldım gibi bir lafı geldi aklıma. O neydi ne
zamanaydı bir söyle de takvime ekleyeyim unutmuşum onu dedim. Aksi gibi bugüneymiş.
Meğer zaten bir etkinliğimiz varmış. Rabbiş nasıl kafaya taktıysa bizi artık,
özenle hazırlamış olay örgümüzü. Kaçarımız olmasın, o işkenceyi mutlaka çekelim
istemiş. Bir de sevindik var ya oh ne güzel etkinlik var falan diye.
Binadan içeri girip Ece’yi görene kadar neye
geldiğimizden pek haberdar değildim. Flüt, çello ve piyanoya eşlik eden bir de
ötücü kuşlar adında vokal grubu var diye düşünmüştüm. Değilmiş. Meğer gerçekten
ötücü kuşlar baya kuşmuşlar. Ece allahasen ‘cibili cibili şak şak’ dinlemeye mi
getirdin bizi dedim. Yok ama eğitimlilermiş, değişik bir deneyim olabilir dedi.
Gel allahasen boş ver şu karşıda bir çay kahve içelim diyecektim tam ki kapılar
açıldı sıraya girdik. Kitlenin içinde sırıtıyoruz. Hemen şuradan otobüse
binecek olsak para veren çıkmaz, herkes 65 yaş üzeri. Ellerinde çarşaf çarşaf
bilet çıktılarıyla sıradalar. Biz biletsiz olduk tabi telefondan gösterelim
derken. Yandan hemen, biz bilet almıştık ama, diye çıkıştılar. Biz de aldık
teyze bak burada, dedim, duymadı. BİZ DE ALDIK TEYZEEE, dedim anca duyar gibi
oldu öyle boştan bir kafa salladı. Maşallah konsere gelmişler ama işitme
cihazsız kulak yok. Geçerken kapıdaki abi biletimize bakmadı bile. Oturun
istediğiniz yere dedi. Bir de ön koltukları ciddi meblağlara çıkan bir etkinlik.
İyi ki en arkadan en ucuzunu almışız.
Hepi topu 40, 50 kişiyiz içeride. Sahnede üzeri
örtülü kuş kafesleri var. Resmen bir sirk. Dinleyici kitlesi hayvanseverliğin
gündem olduğu çağı kaçırdığı için yapabiliyorlar bu etkinlik. Bir de aslında
kitlenin merak duygusu öleli yıllar olmuş olması lazım ama nasıl oluyorsa
anlamsız bir heyecan içinde içerideki herkes. Sürekli örtüleri parmaklarıyla
gösterip uğultu yaratıyorlar. Arada bir, tek bir cik sesi geldi mi
çıldırıyorlar. Kuşlar sabırsız keh keh keh’ler dolanıyor etrafta. Çok geçmeden
sanatçılar sahneye çıktı. Sonra bir de bir adam çıktı. Örtüleri özenle kaldırdı
(sanıyoruz ki kuşların sahibi o adam) ve ortalık koptu. O buruş kırış ellerden
nasıl ses çıkıyor şaşarsınız. Sanatçılardan daha popüler kuşlar. Sonra kuşların
sahibi abi Rusça işte hoş geldiniz, bugün size şunları çalacağız, bıdı bıdı bir
şeyler dedi, gitti. Konser başladı. Enstrumanlar çalıyor ama ilgilenen yok.
Herkes kuşların fotoğrafını, videosunu çekme peşinde. Yandı torunlar. Yarın
evde bir daha seyredilecek gösteri, belli. Hayır bir de görseniz düz kuş yani.
Ayrıca çalınana eşlik etme gibi bir olayları da yok. Rasgele ötüyor kuşlar.
Diyoruz acaba kuşlar da mı Rusça ötüyor biz anlamıyoruz. Yoksa kuştan mı hepten
anlamıyoruz. Ya da fazla mı genç kaldık bu sihri görebilmek için. Sanki
gerçekten bir şey var yani sahnede de bizim algımız kapalı gibi. Herkes
inanılmaz ilgili. Ankara’nın eski kuşçularının lokaline gelmiş gibiyiz. Aslında
enstrümanlar da fena değil, ama kuşlar o kadar dikkat dağıtıyor ki
dinleyemiyorsunuz. Hani onlar ötüyorsa biz de yüksek sesle konuşabilirmişiz
gibi geliyor. Yoko Ono gibi çöreklenmişler güzelim performansı mahvediyorlar.
Ece bir noktada kulağıma eğilip, eğitimli yazıyordu ama, dedi. Niye
fısıldıyorsun kuşlar ötüyor zaten dedim. Haklısın kitle de duymuyor zaten
rahatsız olan çıkmaz dedi, biz normal sohbete başladık. Bir ara Ece’yi
dinliyorken sahneye bakası oldum ve gördüm ki çellocu abi öten kuşlara bakıp
iftihar duyar bir ifadeyle kuşlara name yapıyor. İnanılmaz.
İlk düzenleme bitti. Kuşların sahibi abi yine
sahneye çıktı. Ve dedi ki kuşlar eğitimsiz ve asıl önemli olan da bu. Al işte.
Gelmeden şu köşedeki petshoptan aldık diyecek neredeyse. Yok işte 2015’ten beri
yapıyorlarmış da bunu. Bu bir deneysel yaklaşımmış da, bilmem ne. Kuşların
cahil olduğu öğrenilince bir anda işin rengi değişti. İkinci parçada kuşları
ipleyen yok. Fularlı yaşlılar eğitime önem veriyor. Bir anda gözden düştü
kuşlar. Birilerinden susturun şunları çıkışı bekliyoruz artık.
Birkaç parça daha dayandık. Bir noktada artık
sıkıntıdan ciklemeye başladım. Küçük küçük kuşlar başladı mı ben de ıslığa
başlıyorum ve dönüp bakanlara yakalanmamaya çalışıyorum. Nasıl? Güzel ortam
değil mi. Sonra ara oldu, hepten baymıştık zaten biz kaçtık. Karşıdaki kahveciyi
de kapatmışlar. Öyle bombok döndük eve geri.
(Anlatılanların bir kısmı kurgu. Tamam mı Rusya
Müzik Birliği Solist Üçlüsü Flüt, Çello, Piyano ve Ötücü Kuşlar. Çok
celallenme.)
Bu ve bu tip değerlendirmeler için Ece Berkyürek
ile yeni instagram hesabı açtık. git.meyin hesabına hepinizi bekleriz.
Var mı başka konseptte boklama hesabı açmak
isteyen? Var.mayın mı.mayın başka.mayın konseptte.meyin boklama.mayın
hesabı.mayın açmak.mayın isteyen.meyin?
Yorumlar
Yorum Gönder