Ana içeriğe atla

Metal

Son zamanlardaki en büyük sıkıntım, grubum.

Çok kötü bir metal grubunda solistlik yapıyorum. Şimdiye kadar saheden para kazanmayı bir kenara bırakın para vermeden sahne alamadık henüz. Ses sistemi için ayrı para veriyoruz, yetmiyor bir de sahne alacağımız barın sahibine ayrı para veriyoruz. Sağolsunlar sahnedeyken içtiklerimizi ikram ediyorlar en azından. O da bir tuhaf gerçi. Sürekli bira geliyor. Ben portakal suyu istiyorum. Yine de bira geliyor. Birayı bırakan genç garson çocuk sanki çok samimiymişiz gibi ‘Bak portakal suyu istedin ama ben sana kıyak yaptım, bira getirdim’ gibilerinden göz kırpıyor bir de her seferinde. Kıyak yapmadın yavrucum. Bence bira, portakal suyunun kıyağı olmaz. Her seferinde de kayboluyor sahne sonrası piyasadan. Yakalasam söyleyeceğim. Aylar boyu bira içirdi bana. Sonra mikrafona geğirince geğirdin oluyor. Patronun sonraki hafta daha fazla sahne parası istiyor bizden senin yüzünden haberin var mı acaba. Söyle bana yoksa sen patronun komplosu musun? Kimin için çalışıyorsun söyle birayı portakal suyunun kıyağı sanan genç garson çocuk.

Sahnelerimiz başlarda iyi dinleyiciyi topluyordu yine. Tamam. Tamam. Yalan yok. İlk sahne sadece. İkinci sahnemizde dinleyici sayımız yarıya indi. Zaten öyle başladı bu bara ayrıca para verme muhabbeti. Bizi kabul eden başka yer yok. En azından sahne alıyoruz. Napalım bu da bir şey.
Dinleyici kitlemiz biraz tuhaf. Yeni üniversiteli veya üniversiteli olmaya özenen genç çocuklar genelde... Çevre yapabilmek için en komiğin kendisi olması gerektiğini düşünen tipler. Peçeteye yazılı Serdar Ortaç isteğinde bulunuyorlar falan işte. Bir metal grubuna iletilebilecek ne kadar da yaratıcı bir istek. Komikler yani. Gerçi bir tanesi vardı baya iyiydi. Peçete geldi. Açtım. İçinden sümük çıktı. Valla bravo. Bu kadarını görmemiştim. Pek sevmiyorlar bizi anlayacağınız bu portakal suyunu henüz keşfedememiş güzelliği birada ve çok fazla birada arayanlar. Ne kadar çok içerse o kadar kendi olabilen, kendini içtikleri bira sayısıyla kanıtlayan, ergenliğinin baharındaki tipler. İyi yüklendim. Daha dur gruptakilere de gelecek sıra.

Evet geldi. Grubu da hiç sevmiyorum. Hele şu baterideki sanırsın demir perde güreşçisi kadını hiç mi hiç sevmiyorum. Kafamı yardı geçen hafta. Kötü söylüyorum diye elindeki bageti fırlattı kafama. Kaç yaşındayız yapılacak şey mi allah aşkına. Zaten canım kıymetli. Hiç kavga etmemiş, ilkokuldan beri düzenli olarak aşı günlerinde tuvalete saklanan, acıdan sürekli uzak durmuş ben için nasıl dayanılmaz bir yara anlatamam. Acile gittik apar topar. O acıyla zaten benim kafam gidik. Dikiş atıcaz dedilermi elim ayağım kesildi genel anestezi istedim. Hepbirlikte güldüler. En çok da vicdan azabıyla tutup beni acile taşıyan o davulcu kadın güldü gevrek gevrek. Pis. 2 tane dikişim var şimdi. Ben de olayı kan davasına dönüştürmek gibi olmasın 3 gün sonra bi öcümü alayım dedim. Ritmi kaçırdı diye mikrafonu yolladım ben de bagete karşılık geri onun kafasına. Hiç öyle kaç yaşındasın allah aşkına demeyin. Önce o başlattı. Normalde hiç yapmayacağım şey. Zaten onu da yapamadım. Olmadı, yetişmedi. Mikrafon baget gibi serbest bir şey değil malum. Kısa geldi kablo yere çakıldı. Mikrafonlar sevilmeyen grup davulcularına fırlatılmak için dizayn edilmemiş hiç. Vokal olmanın kötü yanları işte. Neyse ki o an kimse bana bakmıyordu da ‘Elimden fırladı ya bir an’ deyip olayı kapattım.

Bu sevmediğim grubumdaki en çok sevdiğim, gitarcımız. Biraz değişik bir stili var. Normalde elektro gitarcı değil kendisi. Bağlama çıkışlı. Sonradan merak salmış elektro gitara, metalci olmuş. Adam tam bir müziğin köyden kente göçü. Sık sık da hissetiriyor bu durumunu. Ne olduğunu anlamadan bağlama olayına başlayıveriyor gitarla bazı sahnelerde. Davulcudan baget yemiyor ama hiç. Neden? Çünkü o yakışıklı. Veya patrondan azar yemiyor bu saçma sapan çıkışları için. Neden? Çünkü hemşehri. Bak seviyorum dedim ama böyle deyince ona da sinir oldum şimdi. Pek de sevmiyormuşum herhalde. Yok canım yine iyidir. Kötü söylediğimde gitarını başıma çalmıyor en azından. Gerçi ben de zaten kötü söylemiyorum da.

Bir de kemancımız var. Tanışma fırsatımız olmadı henüz. Genelde keman yok çaldığımız parçalarda. Neden var bilmiyorum grupta zaten. Stüdyoya da gelmiyor bazen haliyle çalışacak bir şeyi olmadığı için. Bari en azından sahnelere gel değil mi. Abi ben bu hafta arkadaşlarla bilmem kimi dilmeye gidiyorum. Git. Biz çalmıyoruz burda zaten bir şey. Arkadaşlarınla bizi dinlemeye gelme zaten sen hiç. Hayır bir de bu ne pişkinliktir. İşim var de, tiyatroya bilet aldım de. Bir müzik grubuna 'Bu hafta bilmem kimi dinlemeye gidiyorum, yokum' denir mi ya.  Onu geçtim ya sen bu grubun elemanısın be. Sahne zamanı nerdesin sen ya.

En yakın zamanda bırakıyorum grubu ya da kemana başlıyorum. Zaten asla ‘You Rock’ olamayacağız. Ama önce şu hususi aldığım kablosuz mikrafonu davulcuda bir denemem lazım.

Yorumlar

  1. Ailecek severek takip ediyor, gelecek yazilarinizi bekliyoruz

    YanıtlaSil

Yorum Gönder