Evde öyle sağa sola bakınıyordum işte tamir edilecek bir şey var mı diye. Malum can sıkılınca insan bir radyo söküp takası, efendim kapı kolu tamir etmeye çalışıp bozası falan oluveriyor. Gözüme camekanlı dolabın içindeki çakı ilişti. Sapı mapı da işlemeli, bir değişik. Bizim evde böyle çakı mı varmış ya. Aldım baktım sağına soluna. Oynancak yer aradım. Basit bir alet. Bir tane vidası var alt tarafı. Tamir etçem desen vidayı sıkabilirsin anca. Çok zevksiz. Tat vermedi. Vidası da gevşemiş gerçi. Tamire açık bir alet, imkan veriyor yani. Neyse şöyle kenarda dursun bir diğer dükkanları da gezeyim daha iyisini bulamazsam gelip bunu tamir ederim dedim attım cebime, evde bakınmaya devam ediyorum. Televizyona sokuldum tam annem bulaşma dedi. Hemen kaptı olayı el attı duruma, yapma dedi, bozma. Analar anlar halden işte. Çok sıkılıyorsun sen seni bir markete yollayım ben dedi. Git bir kilo domates al dedi. İnsana görev yüklenince kendine geliyor bir. Nabzım falan yükseldi, göz bebeklerim büyüd...