Sitedeki havuzla
ilk tanışmam bir akşam vaktiydi. Tamamen boş havuzun kenarına teyzenin biri oturmuş,
suyun içine sarkıttığı ayaklarını bir yukarı bir aşağıya oynatarak kendince
zayıflıyor, incelip serpiliyordu. Bu küçük hareketiyle yakacağı iki kalorinin
peşine düşmüş yorgun ama mutlu, azim saçan mimikleriyle kendisiyle konuşuyordu.
Motive ediyordu kendisini büyük ihtimal. Veya o oğlunu kendisinden alan yelloza
yapacaklarını düşünüp mutlu sonu da hayal ediyor olabilirdi. Ya da belki
doktorun günde birden ikiye çıkarttığı tansiyon hapıyla kendisini daha sağlıklı
hissediyor, sallanan ayaklarıyla da zindeliğini konu komşuya gösteriyordu. Mental
olarak kendisini gözlerimin önünde heba edişini izledim.
Teyzenin ayak
sallayıp kendisiyle mimikli diyalog tadında monologlarda bulunması dışında bir
küçük aktivitesi daha vardı. Ara ara ayaklarını sudan çıkartıp parmak aralarını
ovkalamak gibi insanı havuzdan soğutmaya birebir bir kötü alışkanlık da edinmişti.
Deniz olsa sorun değil hadi. Hatta deniz olsa çağırsın, toplanalım, hepbirlikte
oturup teyzeyle yan yana ovkalayalım parmak aralarımızı. Ama havuz ufacık. İrice
bir küvet kadar. Yarın nasıl gireceğiz biz o havuza. Keyifler kaçtı resmen. Ertesi
gün sabah teyzeyi tekrar gördüm. Bu sefer suyla hiç bir teması yoktu. Yatmış
şezlonga duruyordu. Teyze akşam olup herkes havuzdan çıkana kadar bekledi ve
gitti tekrar aynı yere oturup aynı şekilde ayak sallamaya, parmak aralarını
ovkalamaya başladı. Teyzenin olayı buydu sanırım. Duruma iğrenip uzun bir süre
havuza girmedim. Sonra bu durumdan sıkılınca akşamları teyzenin peşini
bırakmaya karar verdim. Teyzeyi görmeden içimi rahatlatıp en kısa zamanda havuzun
aslında temiz olduğuna kendimi inandırmam gerekiyordu. Evde giderek yalnızlaşan
ben için bir çıkış yolu olabilirdi havuz. Çok güzel kızlar vardı. Ben de
olamlıydım.
Bir hafta sonra
çok tuhaf bir şey oldu. Belediye tam bir belediyecilik örneği göstererek hadi merkez
ilçenin en temiz havuzunu seçelim demiş. Onların da canı sıkılıyor herhalde. Bizim
site sakinleri dışına kapalı havuz da en temiz havuz seçilmiş. Teyzeye
rağmen... Parmak aralarının sterilliğine ikna olan ben ilk havuz deneyimim için
hazırlandım, gittim havuz başına. Fakat havuzda su yok. Emin de olamadım elimi
falan uzattım acaba ben mi görmüyorum diye. Şöyle bi ufaktan giriyor gibi
bacağımı falan soktum, hiç ıslak değil. Yandan dört beş çocuk beni gösterip
gülmeye başladıklarında havuzun boş olduğuna ikna olabildim anca. En temiz
havuz sertifikasının geldiği gün çocuğun teki havuza sıçmış. Havuzu
boşaltmışlar. Takdir edilesi bir trollük örneği. Daha iyisi olamazdı. Yine
giremedik. Hadi beni geç teyzeye ayıp oldu asıl.
Havuz bir zaman
sonra tekrar dolduruldu. Dedim büyük gün bu gün. Belirli günler ve haftalara
bir de bu olayı eklesinler, şöyle yerli malları haftasına çok uzak olmayan bir
tarih istiyorum. Hazırlandım gittim. İçimde bir tedirginlik fakat. Çocuk
havuzunda çocuk oldu mu hep gerilirim. Yüreklerine biraz korku salıp işimi
garantiye alayım dedim. Gittim havuzdaki çocuklara “Bak sakın işemeyin,
işeyince idrardan renk değiştiriyor havuz suyu kırmızı oluyor. Belli olursunuz
direk.” dedim. Çocuklardan biri bana baktı, sonra havuza baktı, sonra tekrar
bana baktı “ Eee... Hani, olmadı.” dedi. Güzel kızlardan vaz geçtim, eve
döndüm.
Sonra sonra bu
duruma da kendimi alıştırdım. Çocukların olmadığı bir gün gittim tekrar. Birkaç
genç çocuk vardı. Tramlenle falan oynuyorlar, atlıyorlar zıplıyorlar. Evet
ufacık havuz ama trampleni var. zengin gösteriyor. Daha havuza girmeden çocuğun
biri sen git tramplende gaza gel aban, küçücük havuzu ıskalayıp karşı taraftaki
mermere çakıl. Kan tutar beni. Bayılmışım. Ama havuza doğru bayılmışım. Gençler
kurtarmış boğulmaktan. Bir türlü giremediğim havuzda bilinçsiz de olsa bir
deneyim edindim sonunda. Havuzu tekrar boşalttılar.
Birkaç haftadan
daha vazgeçtim. Bir aya belki bir daha denerim.
Yorumlar
Yorum Gönder