Ana içeriğe atla

Terlik

Evde öyle sağa sola bakınıyordum işte tamir edilecek bir şey var mı diye. Malum can sıkılınca insan bir radyo söküp takası, efendim kapı kolu tamir etmeye çalışıp bozası falan oluveriyor. Gözüme camekanlı dolabın içindeki çakı ilişti. Sapı mapı da işlemeli, bir değişik. Bizim evde böyle çakı mı varmış ya. Aldım baktım sağına soluna. Oynancak yer aradım. Basit bir alet. Bir tane vidası var alt tarafı. Tamir etçem desen vidayı sıkabilirsin anca. Çok zevksiz. Tat vermedi. Vidası da gevşemiş gerçi. Tamire açık bir alet, imkan veriyor yani. Neyse şöyle kenarda dursun bir diğer dükkanları da gezeyim daha iyisini bulamazsam gelip bunu tamir ederim dedim attım cebime, evde bakınmaya devam ediyorum. Televizyona sokuldum tam annem bulaşma dedi. Hemen kaptı olayı el attı duruma, yapma dedi, bozma. Analar anlar halden işte. Çok sıkılıyorsun sen seni bir markete yollayım ben dedi. Git bir kilo domates al dedi. İnsana görev yüklenince kendine geliyor bir. Nabzım falan yükseldi, göz bebeklerim büyüdü. Amaç edindim. Her zaman tamir ederim bir şeyler ama her zaman domates lazım olmaz ne de olsa değil mi. Evet saçma ama o an öyle düşündüm ve çok mantıklı geldi işte.

Şu hani kapı önlerinde duran karşı dairenin ziline basmaya kadarlık mesafeleri ayakkabı giymekle uğraşmadan kat etmek için kullanılan terlikler vardır ya, işte onların bizim daire önündeki temsilcilerini geçirdim ayağıma markete kadar gidiyorum nasolsa diye, çıktım dışarı. Fakat para almayı unutmuşum, markete girerken fark ettim. Neyse ki cabimde 3 lira var. Sebze meyve reyonuna gittim baktım en ucuz domatesin kilosu 4 lira. Şu hormonu hacminden belli olanlar. Alsam şimdi 3 liralık ondan annem kesin az bu der. Mutfağa elektronik tartı aldığından beri herşeyi tartıyor zaten sapık gibi. Deneysel aşçılık triplerinde. Şimdi yüz göz olmayalım. Tam eve dönecektim para almaya birden bir anons. Bilmem ne domatesin kilosu 10 dakikalığına 3 lira olmuş. Baktım en ucuzu, o kilosu 4 lira olan anonsta dediği domates. Beni bir heycan kapladı. Aldım poşeti hemen dolduruyorum içine. Bir yandan da saate bakıyorum. Modern dünyanın gereği olarak bir ürünü satın almak için indirim kovalayıp savaş veriyorum resmen. Ama keşke bu ürün 3 liralık domates olmasaydı. Harcadığım efora yazık lan. İnsanlar balkonunda yetiştiriyor. 30 saniyede poşetledim domatesleri. Kilogramını bilmiyorum fakat. Neyse kasada hallederiz bir şekil. Kasa önünde de bir kuyruk ki görseniz. Domatesin 3 lira olduğunu duyan mahalleli mi üşüştü noldu, herkes mi benle aynı durumda. Yoksa şu önümdeki yaşlı amcanın da mı annesi bir kilo domates al dedi bakkala yolladı. Onun annesi ölmüştür be gerçi. Belki diğer kuyruktakilerle aynı kaderde olabiliriz ama amcanın olayı başka belliki. Sıra uzun ya vakit geçirmeye insanları izlemeye başladım ben de işte. Kasiyer de yabancı gibi. Çekik gözlü flan böyle bi yabancı yabancı bakıyor yani. Ruhsuz donuk bir şaşırma hali mimiklerde. Sürekli ama, bu surat başka ifade bilmez dercesine. Yabancı ya bu, net.

Bir tane kasa var bitmedi bir sırası. 10 dakikayı mı geçirttirmeye çalışıyorlar akılları sıra domatesi 3 liradan satmayacağız diye anlamadım ki. Kasada sıra bana geldi, saate bakıyorum 1 dakikası kalmış 3 liranın. Kasiyer kadın aldı tarttı dedi 3 lira 10 kuruş. Aldım domateslerin en küçüğünü çıkarttım poşetten. En küçüğü bile dana gibi zaten ucuz olsun diye en hormonlusundan seçtiğim için domatesi. Bu sefer de  2 lira 20 kuruş oldu. Haydaa.. Bir an kıl oldum. Hal geldi. Olur arada bana böyle. Cebimden çıkardım vidası gevşemiş sapı işlemeli çakıyı -tam o anda kasiyerin sakin bir şekilde aynı şaşkın ifadeyle düğmeye bastığını gördüm- kestim dışarı çıkardığım domatesi ikiye, attım yarısını poşetin içine geri. 2 lira 95 kuruş yazdı sağ tafımda güvenlikçi amca belirdiğinde. Elimde bıçak kasiyere doğrultulmuş bir şekilde “Aaa kaps” dedim güvenlik amcaya dönüp. Abi de gaza geldi bi elde çakıyı görünce silahına davrandı “Put the gun down” dedi. Amca beni yabancı sandı. Aynı filmde buluştuk güvenlikçiyle repliklerimiz akıyor arka arkaya. Yok abi ben değil kasiyer yabancı allahasen ya. Yıllardır aynı heycansızlık içerisinde marketin bir köşesinde beklemekten içi geçmiş güvenlikçi amcanın aksiyon bulmuş hevesindeki bu yersiz çıkışı beni baya korkuttu poşeti alıp elleri havaya kaldırdım, teslim oldum. 2 lira 95 kuruşu tutturmuşum bir kere bırakmak istemedim domateslerimi. Abi ben evden domates almaya geldim dedim, terliklerimi gösterdim. Abi sakinledi terlikleri görünce hemen durumu tanıdı terliklerden. Yılların tecrübesi tabi. Kim bilir kaç kişi benzer görevdeki terliklerle geldi geçti buralardan. 3 liramı bırakıp eve geri döndüm. Terlikleri hiç yapmadığım bir şekilde kapının kenarına özenle hizaladım.


O terliklerin gücünü o an farkettim. Pis işe bulaşacaksanız o kapı önü terliklerden mutlaka edinin. Cezanızı hafifletir, belki yırtarsınız bile.

Yorumlar