Ana içeriğe atla

Kombi

Eve sindi koku, sindi. Çıkmak bilmiyor. Bildiğin yere çökmüş ağırlıktan, zemine yapışmış. Cam açmalar yetmiyor. Süpürgeyle temizlersin yerden kokuyu, o derece ağır çökmüş yani. Hep o kombi yüzünden oldu bunlar.

Kombi bozuk benim evde. Bozuk dediğim bozuk değil aslında. Ama biraz değişik çalışıyor. Karakteri var diyelim. Biraz bilmek gerekiyor sağ salim kullanabilmek için. Şimdi mesela duşa girdin. Şöyle biraz sıcak aksın diye hafif sıcağa çeviriyorsun. Bir anda kaynar su geliyor. Diyorsun tamam, azcık soğuğa çevirirsem tatlı bir sıcaklık elde edebilirim. Gıdım gıdım çeviriyorsun soğuk tarafa. Hop sana buz gibi su bu sefer de. Şayet su kaynarken ısrar edersen kaynar suda ve çevirmezsen sağa sola, su giderek soğuyor, ılıyor. Acı çektirmeden cennet tarafını göstermiyor kombi. Önce cehennemden geçirtiyor. İlahi komedya akışına sahip. Işık ablanın sütünün sıcaklığında, ılık bir su seni bekliyor oluyor yeterince sabırlıysan. Ama orada da sanmayın ki öyle kalıyor ılık ılık. Ilık su kaynardan soğuğa geçen bir yol üstü sadece. Azcık daha bekleyince o sıcaktan soğuyarak gelip ılıyan su, bir soğuma şımarıklığıyla soğumaya devam ediyor ve buz gibi bir şey oluveriyor. Beklemeye devam edilirse su sıcaklığında kaynar ve buz arasında salınım yapan bir eğri elde edilir. Bunun önüne geçip ılık suyu her daim korumak adına suyun kaynardan giderek soğuyup tam ideal ılıklığa ulaştığı anda duruma el atıp o ılıklık ölçüsünde küçük küçük sıcak tarafa çevirmek gerekiyor musluğu daha fazla soğumasına mani olmak adına. Baktınız ki musluk sona dayandı sıcak tarafta, bu sefer tersine, soğuğa doğru küçük küçük itmeye başlayıp ideal sıcaklığımızı koruyoruz. Suyun salınımına ters bir musluk salınımı ile salınımları nötrleyip total grafiği sabitlemek amaç. Evet kombinin kullanımı tam olarak bu. Biraz uzun. Kitapçığında yazmaz ama he. Experimental bilgi bunlar hep. Deney ve gözlemlere dayalı. Kitapçığa baksan dünyanın en iyi kombisi zaten. Aç gir. Ama öyle değil işte. İnsanı eğiten, erdiren bir kombi.

Durumu bu olan bir kombi amatör ellerde tam bir ölüm makinesine dönüşüveriyor. Ya yanarsın, ya donarsın. Ve bu iki ucu sürekli yaşarsın. Mekanik çözünmek için birebir bir duş. Parmak araların uzar valla mekanik çözüne çözüne. Bulaşık yıkarken falan hadi çok sıkıntı olmuyor. Soğuk suda da yıkanıyor en nihayetinde bulaşık. Kombinin sağlayacağı sıcak suyun mikrop kırma kabiliyetinden vaz geçip işte biraz daha bulaşık deterjanı kullanarak hijyen farkını kapatıyorsun yine. Ama duş öyle değil. Ona her daim ve hep ılık lazım. Ne şımarık şeymiş şu duş da be. Fazla şımartmışlar bunu.

Geçen hafta Alper geldi eve, kalmaya. ‘Duş falan alsam iyi olur aslında abi’ dedi. Ben de kombinin değişen duygu durumlarından, manik depresifliğinden özetle bahsettim, verdim havlusunu yolladım duşa. Karnım da biraz kazınmış. Dolapta yoğurtla sarma vardı. Dedim azıcık yiyeyim bari. Hazırladım bir tabak kendime, geçtim bilgisayarın karşısına. Kulağımda kulaklık müzik dinleyip internette geziniyorum tıkınırken.

İçeriden bir bağırış geldi. Heh tamam dedim, kombi çalışıyor. Sonra bu bağırışlar giderek arttı. Sağa sola vurma sesleri falan... Sanırsın içeride arbede var. ‘Abi iyi misin?’ dedim. Tam o anda bir şey geçti yanımdan koşarak. Sonra diğer tarafa doğru... Baya bağıra bağıra koşturuyor salonda. Çıplak bir de. Yani pipili mipili bir adam... Bağıra bağıra... Salonda... Abi dur diyorum, anlamıyor. Cevap vermiyor. Taktım çelmeyi yapıştırdım yere. Durdu. ‘Abi derdin ne, noldu?’ diyecektim tam. Sustum. Konuşmadım. Gittim sarma tabağımı aldım. Alperin sırtına vers çevirdim, yapıştırdım yoğurtlu tarafını. Bir sakinledi o zaman. Adam sırtını yakmış ama görseniz yani, kıpkırmızı.

Banyodan hala su sesi geliyordu. Gittim kapatmaya. Kapatacak şey yok. Musluk yalan olmuş. Kalakaldım. Alper çıktı arkadan. Elindeki kırık musluğu gösterip “Abi musluk burada ama buradan oynatıyorum, bak kapanmıyor orası.” dedi. Bir de pişkin. Sanki iki saniye önceki kendisi değilmiş gibi. Onu da geçtim sanki şu anki bile kendisi değilmiş gibi. Abi kapat şu çükü allahasen ya. Gittim suyu apartmanın girişinden kestim hal böyle olunca. O da bir sıkıntı oldu sonra sormayın. Tuvalete mi gireceksin mesela. İn en alt kata, suyu aç, çık yukarı, sıç, sıçarken duştan fışkıran suyu izle, sonra in, vanayı kapat, geri çık... 200 fili 200 buzdolabına nasıl sokarsın?

Neyse Alper’e dönelim. Gittim ilkyardım dolabıma hemen. Yanık kremi arıyorum ama yok. Zaten hiçbir şey yok, bir tek batikon var. O da kimse yoktu ben vardım tribini üzerindeki geçmiş son kullanma tarihinde taşıyor. Çare yoğurt aslında. Baya belli. Ama daha fazla yoğurt da sürmek istemiyorum. Sarmaya kalmayacak.

Sonuçta kıyamadım, yoğurdu sürdüm. Sarmalara nasıl kıydım onu bilmiyorum. Yoğurdu da şakalı komikli ilkyardım dolabına, bozuk batikonun yanına koydum ‘Abi bu temel ilkyardım malzemesi.’ diye diye. Alper’e içeride ne oldu diye sordum sonra. Bizim çocuk sıcağı açmış. Beklenildiği üzere kaynar su gelmiş. Sonra soğuk tarafı ters tarafta sanıp kaynar sudan musluğu sıcağa çevirerek kurtulmaya çalışmış. Kaynar suyun acısıyla da panik olup abanmış musluğa, kırmış. Bütün bu süreç boyu yanmış. Koştura koştura kaçmış. Allahtan pek kaçamamış da evdeyken daha hallettik olayı.

Aradan 1 hafta geçti nereden geldiğini anlayamadığım bir koku evde büyüdü, büyüdü. Camları açarak üstesinden geldiğimi düşündüm her seferinde ama kendimi kandırmışım. Hiç de ilkyardım dolabını açıp bakmak gelmiyor aklıma. Bozuk batikonun yanında bir de bozuk yoğurdum olmuş haberim yok. Anladım ki yoğurdu batikonun yanına koymak durumu sıkıntıya sokuyor. Yine aman ne komikli şakalı tuttum batikonu buzdolabındaki yeni aldığım yoğurdun yanına koydum. Bozuk batikon ve yoğurttan oluşan ilkyardım kitim köftelerin yanında yerini aldı. Gerçi biraz biraz kullanıyorum o kitten fırsat buldukça çok ilkyardımlık durum olmasa da. Malum sarmaların yanıkları yok ama yoğurt lazım onlara da.

Bugün alper tekrar duşlu kalmaya geliyor. Su hazırlıyorum ona. Kovadan dökecek kendine. Artık kombi yok ona. Ne olur ne olmaz diye de yoğurt güvencemiz dolapta mevcut.

Yorumlar