Akşam
arkadaşlarda toplanacağız. Hızlıca hazırlanıp çıkmam lazım. Kıyafetler tamam
ama çorap yok. Terlikle gitmek için de hava çok soğuk. Dur bakayım kirlileri
bir eşeliyeyim dedim ama kirli sepetinin kapağını açmamla kapamam bir oldu.
Gözüm yaşardı resmen. Böyle ekşi bir koku yok. Kireç döküp yakmalık olmuş.
Tutup odaları
tek tek dolaşmaya başladım. Şöyle televizyon seyrederken koltuğun arasına
sıkıştırdığım, yatmadan önce divanın altına fırlattığım, kullanılmış fakat
gözden kaçıp sepete gitmekten kurtulmuş bir çift arıyorum. Bulamadım. Sepet mecburi
gibi duruyor. Ayak kokmasının yanında aynı anda hem koltuk altı hem çöp hem
tuvalet de kokabilen bir çift ayak beni bekliyor anlaşılan. Gözden
çıkartabileceğim bir ayakkabı giyeyim bari diye düşünürken aklıma teldeki tek
çorap geldi. En son çamaşır yıkadığımda tekini bulamadığım için hiç
ilişmemiştim telden almaya. Hala oradaysa diğer tekini de sepetten çıkartırım
en azından bir ayağı kurtarırım planları yaptım. Teldeki hala duruyor. Onu
alması kolay. Peki ya sepetteki. Bir önceki yıkamadan kalan diğer tekinin
sepetteki muhtemel yeri sepetin dibi. Ters çevirdim sepeti yığdım içindeki
herşeyi. Sonunda çorabı buldum fakat kirlilerle olan bu münasebet biraz baş
ağrısı yaptı. Dakikaların da eriyip gittiği bu çorap çıkmazı nihayet biri kirli
biri temiz bir çift giyilerek sonuçlandı.
Evin girişinde
önce ayakkabımın sol tekini çıkardım. Cennetten bir parça. Aman allahım nasıl
bir güzelliktir, ayağımda güller açıyor. Peki ya diğeri. İğrenç, bok çukuru,
rezalet. Dayanamayıp ayakkabının sağ tekini geri bağlayacaktım neredeyse. Ayakkabı
çıkarmak için indiğim 30 santimlik rakımdan yukarılara geri çıkınca koku bir
anda silikleşti neyse ki. İçeriye geçtik, oturduk. Sohbet muhabbet akıyor ama
benim bacaklar, dizler ağrımaya başladı. Yarım saattir sol ayağım yukarıda
olmak üzere bacak bacak üzerine atmış şekilde oturuyorum. Kendimce taktiğim sağ
ayağımdan çıkan rezalet koku burunlara ulaşmak üzere yükselirken sol ayağımdaki
cennet bahçesiyle duruma müdahalede bulunmak. İşe de yarıyor. Fakat daha fazla
dayanamam. Ayakları değiştirip çöp arabasını burun hizasına yaklaştırmam lazım.
Bir uçta kokudan bayılmak, bir uçta kötürüm kalmak... Tartışmasız bayılmayı
seçtim. Ulan çorap ne küçük hesaplar peşinde koşturuyorsun beni be. Daha 1
dakika geçmeden ortasına oturduğum 3’lü koltuğun kapı komşuları pis bir koku
var demeye başladı. ‘Allah allah nereden ki, bana gelmedi’ söylemlerimle durumu
idare etmeye çalışsam da sağ tarafımda oturan Emre tam da kendisinden
beklediğim ‘Abi senin ayaklar kokuyor galiba’ çıkışını yaptı. Emre hep yapar
bunu. İnsanları idare etmek diye bir olayı yoktur onun. Pis herif. Emre’nin sağ
tarafımda oturması durumunu kullanarak hemen ayak değiştirdim ve Emre’nin öüne
gelen sol ayağımı gözümle işaret ederek ‘benim ayaklarım gül kokar’ dedim. Emre
küçükten bir eğildi, ufaktan bir söylemimin doğruluğunu test etti ve onayladı.
Artık temizim. Daha da benden şüphelenilmez. Rahat rahat yoruldukça bacak
değiştirebilirim. Oh be. Sağol Emre bu sefer işe yaradı.
Konuşma
ilerlerken insanlar üzerindeki gücümü keşfettim. Nasıl oluyor biliyor musunuz?
Sol ayağım yukarıdayken sıkıntı yok. Konuşma güzel güzel akıyor gülücükler
suratlardaki yerini alıyor. Ne zaman ki sağ ayağı yukarı alıyorum suratlar bir
anda ekşiyor. Konu kapanmaya yüz tutup hafiften bir sessizlik baş gösteriyor. Topluluğun
psikolojisini ayaklarımla yönetiyorum resmen. Hemen bu özel gücümü kullanmaya
başladım. Ne zaman ki sevmediğim bir konu açılmaya başlıyor hemen sağ ayağımı
devreye alıyorum. Konu değişti mi, sevdiğim, benim de söz alıp popülerlik
kasabileceğim bir hale geldi mi atıyorum sol bacağı üste yardırıyorum
muhabbette. Sosyalleşmemi sağladın süper teki temiz çoraplarım benim. Senin
gibisi yok. İyi ki varsın.
Tam kaptırdım
gidiyorum. Ev sahibi ailenin çocuğu geldi. Halının ortasında oynuyor. Evladım
riskli bölgelerde dolanıyorsun. Git başka yerde oyna, yürek mi yedin be yavrum
bu ne cesarettir. Hayır bayılacan kalacan sonra olay ortaya çıkacak, senin
yüzünden süperstarlıktan tinercilik statüsüne düşeceğim. Hemen sağ ayağı aldım
yukarıya. Ekşiyecek yüzler, bitecek sohbetim ve popülerliğim artık çok önemli
değil. Çocuk uyanmamalı. Sağ ayak zeminden yukarıda çocukların erişemeyeceği
yerde durmalı.
Bir zaman sonra
tekrar dayanamayıp sağ sol ayak değişimlerine tekrar başladım. Bununla birlikte
değişik bir ikili mekanik işlemeye başladı ortamda. Ayakların durumuna göre ya
çocuk ağlıyor biz çok eğleniyoruz, ya da bizim suratlar ekşiyor çocuk çok
mutlu. Neyse ki bir şekilde çocuk durumu çakozlamadı, ne kadar güzel sıkıntıyı
avantaja çevirip idare ettim, özgüvenim aldı yürüdü aman çok mutluyum derken
çocuk korktuğumu yaptı. Sağ ayağıma yapışıp kendini yere bıraktı. Çocuğun
bayılmasıyla birlikte bir arkadaş grubuma elveda dedim. Allah belanı versin teki
kirli çoraplarım.
Yorumlar
Yorum Gönder