Bak yine kötü
çıkmış işte. Bir kere düzgün çıkmıyor, zaten bir tanesi düzgün çıksa profil
fotoğrafım olacak. Bıktım yıllardır o mavi fondaki beyaz silüet kafayı
kullanmaktan. Gerçi bende de tip yok şimdi nesine güzel çıkmasını bekliyorsam.
Ama hani olur ya bi denk gelir bir şey olur, apparatusun eli değer de hani olmadık
bir güzellik görünüverir yüzünde, ya lenste toz vardır ya odaklayamamışsındır
ne bileyim yani... Ne instagram filtreleri ne de yüz güzelliği çekimleri, hiç
bir türlü mü olmaz arkadaş. Bir tek fotoğrafçılar bu tipten elle tutulur bir
şey çıkartabiliyor. Görselimi ekrana yatırıp neşteri alıyorlar ele. Şöyle bir
boynu uzatalım diyorlar önce, sonra sağ göz kapalı sol gözü ters çevirip onun
yerine yapıştıralım diyorlar, omuzlar bir dikleşsin diyorlar, cilt hafif
açılsın diyorlar... Diyorlar da diyorlar. Anestezisiz onca operasyondan sonra
ancak 24’lük, 36’lık bastırılmaya değecek biri haline gelebiliyorum.
Photoshopsuz bir hiçim. Gerçi fotoğrafçıya da şu fazla düz, resmi evrak
vesikalığı biyometrik fotoğraf dışında gitmişliğim en son mezuniyetimdeydi
sanıyorum. Artık o halime hiç benzemiyorum. Gerçi Photoshop’lanınca da hiç
benzemiyorum ama olsun. Yıllar sonra elde sadece biyometrikler kaldı zaten. E
onlardan birini de şimdi profil fotoğrafı yapmak olmaz yani.
Küçükken defter
kaplardık. Sözde kenarları kırışmasın diye desenli kapağın üzerini başka bir
desenle örterdik. Kıl olmamak elde değil. Fıstık gibi almışsın Spiderman
kapaklı defteri, bir anda hop Spiderman gitmiş yerini birbirini terrar eden
çiçekli bir kolaj çalışması almış. Hayır kaplamanın bir işe yaradığı da yok.
Hep kışırış buruş olurdu kenarları her türlü. İşte yine bir okul başlangıç
zamanları, defterleri kaplamam lazım. Ama evde kap kağıdı yok. Ertesi gün
derste de sıkıntı çıkar kaplamadan gidersem, eminim. Ben de idare etsin en
azından diye defteri gazete kağıdıyla kapladım. Pazar ekiyle. Nasıl denk
gelmişse yarı çıplak ünlü abla da öpücük atan dudaklarıyla defterin ön
kapağının tam ortasına denk gelmiş. Okulda keyifler kaçtı tabi. Yav ben nereden
bileyim. El kadar çocuğum, meğer erotizim diye bir şey varmış. Müdür
yardımcısına kadar uzandı konu. Sonra ailemi çağırdılar. Pazar eklerinin evdeki
gazetelikten dışarıya bir kap kağıdı olarak çıkmaması konusunda anlaştılar
sanıyorum ve konu kapandı. Aynı pazar eki bir defteri değil de bir içkiyi
kaplamak için gazetelikten çıkabiliyor fakat. Değişik.
Yıllar sonra
internette dünyayı değiştiren bilim insanlarından geldiğim ünlülerin makyajsız
halleri albümünde karşılaşmıştım aynı ablayla tekrar. Aman allahım yani ablayı
görseniz, bir çirkin bir çirkin.. O
kapaktaki halinden eser yok. Durduk yerde bir defter kapağından sıkıntı
çıkartan ilkokul öğretmenim görse şu halini eminim pazar eki defterime hiç laf
etmezdi. Ama yani işte bak ne güzel değiştirmişler kadını. Nerden nereye. Bana
da tam bu lazım. İşte böyle biş şey istiyorum. Profil fotoğrafı anca böyle bir
şeyle edinebilirim. Dedim ve biyometrik fotoğraf haricinde bir çekim için
fotoğrafçıya gitmeye karar verdim.
Gittim adama çok net, benden bir harika
çıkarman lazım dedim. Sosyal medyada düzgün fotoğrafım yok dedim. Hallederiz abi
dedi. Yeşil perde önünde zibilyon tane fotoğraf çekti. Doğal olsun diye birkaç
tane de selfie yaptık. Denklanşöre o basıyor ama sanki ben çekiyormuşum gibi
kolum görünüyor kameraya uzanan, sonra arkadaki yeşil perde de times meydanı
oluveriyor bir anda. Of anam be. Dünya turu çıkardım o gün oradan. Bütün
kıtalarda fotoğrafım var. Heryerde, her şekilde. Şımardım film setlerine
koyduruyorum kendimi, ünlü tenis turnuvalarında oynatıyorum, Madonnayla
birlikte konser verdiriyorum... Çok yorucu bir gündü be. Amma dolu dolu
yaşamışım bir günü görüyorsunuz. Bir günde hem dünya turu, hem konserler, hem
turnuvalar... Teknolojinin gözünü seveyim.
En çok selfie fotoğraflarım beğenildi. Günümüz trendi malum. Geçen fotoğrafçıda da gördüm,
camına beni çektiği selfie'leri koymuş. Üstüne de yazmış selfie fotoğrafçısı.
Yorumlar
Yorum Gönder