Hayır, ne yaptın ki 50 lira istiyorsun. Format atmışmış. O bilgisayarın ederi 50 lira değil be. Pentium’un bir elin parmaklarını geçmeyen rakamlı işlemcilerinden biri için 50 liralık ne yapmış olabilirsin zaten. Onlar için ne yapabilirsin en fazla söyle bana küçük esnaf kardeşim. Bir çayını içtik diye aklınca kurduğun samimiyetimizi bozdurup nakite mi çevirmek istiyorsun. ‘Para vermeyeceğim’ dedim. ‘Bilgisayarı vermeyeceğim’ dedi. ‘Bilgisayarımı ver’ dedim. ‘Para ver’ dedi. ‘Bilgisayarımı ver’ diye yineledim. ‘Vermeyeceğim’ dedi. Belki korkar diye ‘Vermezsen polis çağırırım’ dedim. ‘Git buradan’ dedi. ‘Gitmeyeceğim’ dedim. ‘Gitmezsen polis çağırırım’ dedi. Gittim. Savaşamıyorum. Yapamıyorum. Çocukken mahallede ütülen çocuk profilimi bugüne itinayla taşıdım, taşıyorum. Altı boş çıkışlara, cahil söylemlere, patlamış özgüvenlere hiçbir zaman canıma tak ettirecek kadar maruz kalamadım. Hep kaçtım. Öngörüp hazırlandığım kavgalarda bile ayna karşısındaki performansımı sergileyecek motiv...