2 hafta kadar önce günlük tutmaya başladım. Tam 14
gün boyunca yazdım. 14 günün sonunda ne yazmışım merakı kısa dönem hafıza kaybı
geçirmiş gibi zaten az önce yaşadıklarımı, pek yakın geçmişimi okuttu bana. Hepsi
aynı. Değişen hiçbir şey yok günlerde. Tekrar tekrar iki hafta boyunca tek bir
günü anlatmışım. Zaten onu da anlatamamışım. Bir tek ne yediğim değişiyor.
Günlüğe neden yediklerini yazar ki insan. İki senedir aynı durumdayım aslında. Tekdüzelikte
hissetmeden, hatırlamadan, düşünmeden geçirilen 2 senenin özeti o on dört gün.
Daha doğrusu o on dört günün her biri iki senenin her bir günü.
Dur. Ne alacaktım ben buradan. Hal geldi yine. Hep
böyle oluyor. Cebimde listem vardı. Temizlik malzemelerinin olduğu reyona
gitmem lazım.
Bir sürü çocuklu aile etrafta. Çocukları alışveriş
arabalarında hep. Marketten alınmış gibi bütün çocuklar. Hep özenmişimdir.
Alışveriş arabalarına o özellik geldiğinde ‘ben de binmek istiyorum’ inadıyla
ağlayacak kadar çocuk, ama sığamayacak kadar büyüktüm. İçimde ukdedir. Deseler
ki yarın son günün ne yapmak istersin, alışveriş arabasında gezdirin beni
derim. Hepimizin bir dönem yaptığı ve belki de hala devam ettirdiği gibi arabanın
arka tekerlerine basıp ağırlığımı arabanın üzerine yatarak dengelediğim bir avuntuyla geçti yıllarım.
“Beyefendi ne yapıyorsunuz? Tekerleklerini
kıracaksınız.”
Temizlik reyonu. Evet. Bu tarafta. Arabadan inip
yürüyerek devam ettim yola. Daha doğrusu drift yaparak. Uzun zaman olmuş.
Eskisi kadar hakim değilim artık alışveriş arabalarına. Virajlarda sıkıntı
yaşıyorum. Evet buradan sağa döndük mü temizlik reyonu.
Küçük bir çocuk, rafta... Cidden marketten mi
alınmaydı o çocuklar. Temizlik reyonundan. Manidar. Hiç bile değil, ne manası
var ki.
-Seni de alabiliyor muyuz, götüreyim mi seni?
-Nereye?
-Önce kasaya gitmemiz lazım, sonrasına bakarız.
-Olur.
Artık benim de arabamda bir çocuk var. Kasadaki
ablası velisini bulur herhalde.
5 yaşındaymış. Köfte ve makarna en sevdiği yemeklermiş.
Ketçapla mayonezi de severmiş. Bu özellikleriyle bende çizdiği profilin yapması
gerekenin aksine kola ile fantayı karıştırmıyor fakat. Hatta ne kola ne de
fanta içiyor. Aferin ona. İçkisi, sigarası, kumarı da yok. Temiz çocuk
anlayacağınız. Hiç şımarık değil. Sakin sessiz. Güzelce market alışverişimi
tamamladım. Arabada çocuk varken bir sorumluluk sahibi olarak drift yapamadım
ama olsun. Güvenli bir sürüşle hoşça sohbet ettik.
Mert’i banda koydum. Bakalım okutacaklar mı?
Sıranın gelmesini bekliyoruz. Tam o esnada bir adam bir kadın iki kişi geldi
Mert’e ilişti. Yalnız ben aldım önce diyorum. Rafta son kalan Mert’ti tabi. Yok
dinlemiyorlar. Orasını burasını çekiştiriyorlar çocuğun. Tutup götürecekler
valla bunlar Mert’i. Bir de ağızlarında “Oğlum neredeydin, saatlerdir seni
arıyoruz” bilmem ne.
Teşekkür ettiler, Mert’le vedalaştık, gittiler.
Ben de gideyim de unutmadan günlüğüme yazayım şunu. Değişik bir şey oldu.
Yorumlar
Yorum Gönder