Son bir haftadır Oblivion çalıyor, duyuyor musunuz? Sokakta, evde, okulda, hatta ve hatta insanların çılgınlarca eğlendiği barlarda bile… Duymuyor musunuz? Bana mı çalıyor sadece? Bazen mutsuzluk alır yürür. O kadar mutsuzsunuzdur ki kusası olursunuz. Evden çıkmamaya başlarsınız, dünyanız iyice küçülür. Önce sokağınıza, sonra evinize, sonra da derinize kadar. Hatta o kadar küçülür ki bedeninizden bile daha ufak oluverir. Sonra yediklerinizin sadece sizi hayatta tutacak kaloriler olduğunu düşündüğünüz, temel ihtiyaçlar dışında konuşmanın yersiz olduğu kanısına vardığınız bu ruhsuz anda bir ekip çıkagelir işte böyle, bir oyun oynar, darmaduman eder, inandırır sizi. O kadar inandırır ki değişecek be her şey artık dersiniz. Dünyayı kurtarabileceğinize inanırsınız. Herkesten nefret ederken her şeye aşık oluverirsiniz bir anda. Dvorak 9. senfoni başlar işte tam o zaman. Aydınlanır etraf. Nabız artar, gözler büyür ve dolar. Casper David’in gezgini oluverirsiniz. Yüceliğin içine bakar ve ...