Artık zamanı gelmişti
zaten. Ayakkabıyla girmeye başlayalı beri bile çok zaman olmuştu. En son eve
gelen arkadaşım hortumla yıkanır bura anca dediğinde karar verdim. Uzunca bir
zaman sonra, yaklaşık altı ay, evi temizleyecektim. Keşke profesyonel yardım
alsaydım.
Altı ay dediğime
bakmayın, yaklaşık üç ay ev kapalıydı zaten. Yani sandığınız kadar da pis
değilim aslında. Öldürmeyecek kadar temizim diyelim işte. Bu kapalı olduğu
sürede temizlik gününü uzatabilmek için evden ayrılmadan her yeri naylon
poşetlerle bir güzel örttüm. Döndüğümde bir iki ay daha kazanacağımdan emindim.
Sıkıntı şu ki poşetlerin altındaki şeyler zaten kirliyken üzerlerini örttüğüm
için bütün pislikler yüzeylere iyice yapışmış. Pisliği eve iyice bir
yedirmişim. Ama gamsızlığım sağ olsun, bir şey olmaz dedim, yine de bir iki ay
daha erteledim temizliği.
Sonra… Sonrası
bok işte. Çöp ev, sokak, sidikli kasabası… Artık ne derseniz. Evime günübirlik
kalmaya gelen bir arkadaşım yerde kullanılmış prezervatif bulduğunu iddia edip kaçmadan
önce “Halı olsa bu kadar kirlenmez, halı tozları tutar.” demişti. Bence haklı
da halı kesinlikle tozları tutuyor ve temizlik periyodunu uzatıyor. Fakat işte
şimdi de, arkadaşım bunu dediğinde de yer komple halıfleksti. Beni asıl
yaralayan ise kullanılmış prezervatifle en ufak bir bağlantımın olmaması. Hayır
sevişemiyorum yakınması değil bu. Evi kirleten başkaları da var ve ben onları
hiç bilmiyorum, üstelik o kirletenler bir de sevişiyorlar benim evimde, daha ben
bir kere bile bu evde sevişmemişken. Yok yakınmıyorum ya. Vallahi…
Konuya çok hakim
olmadığım için küçük bir kaynak taraması yaptım. Alanında uzman olan insanlara
danıştım, arkadaşlarımdan tavsiyeler aldım. Ve gördüm ki evin temizlik malzemesi
eksikleri sabundan başlıyor. Neyse ki suyum var. Küçük bir liste yaptım
kendime. Vileda, mikro fiber bez, yüzey temizleyici, Tiber Nehri yağları, oda
parfümleri, Cebir bin Hayyam mucizeleri… Her şey tam. Markete gittim listeyi
metaya çevirmek üzere. Aman rabbiş ne kadar çok ürün. Reyondaki abla olmasa
alık alık dolanır çıkardım geri. Dedim bana bunlardan lazım siz ne önerirsiniz.
“Valla ben evde şunları kullanıyorum şekerim” diye diye bir sepet dolusu Artemis
kokulu ürünü koydu kucağıma, yolladı beni. Ne kadar da kısmetli gidiyor şu
temizlik işi. Pırıl pırıl olacak evim.
Temizlik
sırasında iki kere kustum ve üstüne nezle oldum. Evle ilgili bazı şeyler de gün
ışığına kavuştu. Değişik bir yolculuktu benim için bu temizlik olayı. Yatağım leş
gibiydi mesela. Tracy Emin’in yatağı bok yemiş. Benimkisi daha iyi. Ve ben onu
öyle kokuyor sanıyordum, baya sebepsiz. Meğer benim arkadaşların evine hırsız girdikten
sonra korkup yatağımın altına sakladığım tava yumurtalıymış. Sonra mutfakta bir
poşet yığını var bir köşede. O öylesine bir yığın sanıyordum. Elektrikli
süpürge o poşetlerin arasından peşinde siyah bir izle çıkınca fark ettim ki
altında bozulup akmış soğanlar varmış. Simsiyahtı ve kokuyordu. Temizlemedim.
Çünkü temizlenemezdi. Üzerine poşet gerip kenarlarını bantladım. Kendi
kendisini yok etmesini bekliyorum. Belki hiç açmam bile. Benden sonraki kiracıya
hediyem olsun. O da baksın büyütsün bir sonrakine versin. Ha bir de mutfağa
yağlı zemin kaymasın diye magnezyum tozu dökmüşüm. Çok kötü bir tercih, asla
önermem. Bütün tencerelerimi de attım. Fren balata temizleyici dahil kullandım.
Oluru yoktu. Plastik tabak çatalın gücüne inanıyorum artık.
Temizlik bitti,
tam civardaki tüm Allan Kaprov heykellerini çöpe tıkıştırmanın, birkaç kçük yer hariç sağı solu bal dök yala yapmanın verdiği haklı
gurur varken üzerimde çok içmiş bir arkadaşım geldi kustu salonun orta yerine. Temizliğe
inancım kalmadı. Çok yersiz bir iş. Bundan sonra asla temizlemeyeceğim.
Yorumlar
Yorum Gönder