Odasında çok ışık varmış. Kapatmak için düğmeye basmış. Bir şey değişmemiş. Sonra fark etmiş ki ışık lambadan değil camdan geliyor. “Uzun zaman sonra ilk defa güneş görüyorum, alışmak zor, biraz kafa dağıtalım.” dedi ve mutfak tezgahına dağılmış satranç taşlarını dizmeye başladı. Birkaç yıldır görmüyordum. Bizden ve hayattan kopuşu gözlerinin altına torbalar bırakmış ve etrafına mor kontur çekmişti. Düzelmiş tırnakları, stresten uzaklaştım, diyordu. Yıllarca satrançta takımda oynamıştı, kazanmaya karşı saplantılıydı. Yenebildiğimi hiç hatırlamıyorum, en kötü hile yapardı. Satrançta taş çalmak gibi tuhaf bir akımın eksikliğinden bahsederdi. “Sen başla.” dedi. e4 e5, at f3 ile kings knight açılışı sonrası duraksadı, melisa çayından bir yudum aldı ve e5 piyonunu bir hamle geri çekti. Anlayamadım. Kafamı kaldırıp suratına bakmak istedim, tahtaya bakmaya devam ediyordu. Sakince kafasını kaldırdı. Ciddiyetini bozmadan, “korktu,” dedi, “cepheden kaçıyor.” Gülmeye başladım. İnandım, oyunun...